Yatsı Namazı Sonrası Saldırı

26 Haziran 1992 akşamı, Susa köyündeki camide köy halkı yatsı namazı için bir araya gelmişti. Tanık anlatımlarına göre gece saatlerinde köy çevresine gelen PKK terör örgütü mensubu çeteler, kendilerini güvenlik görevlisi gibi tanıtarak camiye yöneldi. Camide bulunan kişiler dışarı çıkarıldı ve kısa süre sonra silahlı saldırı gerçekleşti. Olay sonucunda 10 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.

Katliam Tanığı O Geceyi Anlattı

1992 yılında PKK tarafından Susa Camii'nde gerçekleştirilen ve 10 kişinin katledildiği vahşet, olayın tanıkları olan mağdur yakınları tarafından tüm dehşetiyle anlatılmaktadır. Katliamda dört oğlunu kaybeden Hacı Mustafa Fidancı, olay günü tarladan dönerken saldırganların gizlenerek camideki cemaatin toplanmasını beklediklerini bizzat duyduğunu belirtmiştir. Saldırganların, içeridekileri katletmeden önce köylülerden biriyle anlaştığı ve camiye kimlerin girip çıktığını gözlemlemek için gizlice takip yaptığı ortaya çıkmıştır. Müslüman bir köyde camiye saldırı olabileceği ihtimalini aklının ucundan bile geçirmeyen baba Fidancı, faillerin evleri yakmak için yanlarında benzin getirdiğini, ancak evlerin bitişik olmasından dolayı bundan vazgeçtiklerini ifade etmiştir.

26 Haziran 1992 Cuma gecesi, akşam ile yatsı namazı arasında camide Kur'an-ı Kerim okuyan ve ardından namaz için saf tutan cemaat, asker üniforması giymiş PKK'lıların baskınına uğramıştır. Olayın canlı şahidi Abdussamet Fidancı, baskıncıların Allah'ın evine ayakkabılarla girmesi ve hakaretler savurması üzerine içeridekilerin bu duruma sert tepki gösterdiğini aktarmıştır. Saldırganların mekap marka ayakkabılarından ve hareketlerinden PKK'lı olduklarını anlayan cemaat, elleri bağlanarak caminin dış duvarı önünde sıraya dizilmiştir. Şehit Hüseyin, ibadet yerine bu şekilde girilemeyeceğini ve Allah'tan korkmaları gerektiğini söyleyerek saldırganların yüzüne tükürmüş ve onlara boyun eğmemiştir.

10 Şehit 5 Yaralı

Katliam anı, din düşmanlığının ulaştığı vahim boyutu ve masum sivillere yönelik sergilenen acımasızlığı gözler önüne sermiştir. Olay esnasında bağlı olan ellerini çözüp kaçmayı başaran Abdussamet Fidancı, köylüleri yardıma çağırmaya çalışsa da saldırganların önceden evleri dolaşarak halkı dışarı çıkmamaları konusunda tehdit ettiği anlaşılmıştır. Silah sesleri üzerine camiye doğru yönelen Hacı Mustafa Fidancı, Şehit Hüseyin Çetinkaya'nın inancıyla alay edilerek kovalandığını ve tekbir getirdiği esnada şehit edildiğini bizzat görmüştür. Cami avlusunda sıraya dizilerek kurşuna dizilen 15 kişiden 10'u olay yerinde şehit düşmüş, 5'i ise yaralanmıştır.

Beşiri'nin Su Sorunu Ortak Akılla Çözülmeli
Beşiri'nin Su Sorunu Ortak Akılla Çözülmeli
İçeriği Görüntüle

Katliamın hemen ardından cami avlusuna koşan Mehmet Hafız Fidancı, o güne kadar görmedikleri bir vahşet sahnesiyle, yerde yatan cenazeler ve yaralılarla karşılaştıklarını ifade etmiştir. Yaralıları kendi imkânlarıyla hastaneye götürmeye çalışan köylüler, saldırganların araçların tekerleklerini patlattığını ve yardım çağrılmasını engellemek için telefon kablolarını kestiğini fark etmişlerdir. Olaydan önce PKK'nın köy halkını camiye gittikleri için tehdit ettiğini belirten Fidancı, "Camiye gitmek suç ise bu suçu biz peşinen kabul etmişiz" diyerek inançlarından asla taviz vermediklerini vurgulamıştır. O gece yaşanan vahşet, tanıkların ortak ifadelerine göre, saldırganların İslam'a olan tahammülsüzlüklerini ve gerçek yüzlerini açıkça ortaya koymuştur.

“SUSA CAMİİ KATLİAMI” OLARAK HAFIZALARA KAZINDI

Saldırının bir ibadet mekânında yaşanmış olması, olayı yalnızca bir güvenlik vakası olmaktan çıkarıp toplumsal hafızada derin iz bırakan hadiselerden biri hâline getirdi. O dönem bölgede yaşayan birçok kişi açısından bu olay; korkunun, kutuplaşmanın ve sivillerin ödediği ağır bedellerin sembollerinden biri olarak değerlendirildi.

HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ

Saldırıda yaşamını yitiren isimler her yıl yapılan anmalarda tek tek hatırlanıyor.

Hayatını kaybedenler şöyle kayda geçti:

  • Hacı Ahmet Kantar
  • Muhammed Emin Kantar
  • Adnan Kantar
  • Hüseyin Çetinkaya
  • Köy imamı Abdulhaluk Ugaş
  • Muhammed Ali Uslu
  • Muhammed Said Fidancı
  • Muhammed Meki Fidancı
  • Medeni Fidancı
  • Muhammed Zeki Fidancı

SADECE BİR KÖYÜN DEĞİL, BİR DÖNEMİN HAFIZASI

Susa’da yaşananlar bugün hâlâ 1990’lı yıllardaki çatışmalı dönemin en çok anılan olayları arasında gösteriliyor. Yakınlarını kaybeden aileler ve olayın tanıkları, geçen yıllara rağmen acının dinmediğini ve hayatını kaybedenlerin unutulmaması gerektiğini dile getiriyor.

26 Haziran 1992 gecesi yaşananlar, bölgenin yakın tarihinde sivillerin korunması, ibadet özgürlüğü ve toplumsal hafıza tartışmalarında anılmaya devam ediyor.

KATLİAM SONRASI KÖYDE YAŞAM UZUN SÜRE NORMALE DÖNMEDİ

Susa’da yaşanan saldırının ardından köyde yalnızca fiziksel değil, sosyal ve psikolojik anlamda da derin bir kırılma yaşandığı anlatılıyor. Yakınlarını kaybeden aileler uzun süre günlük yaşama dönmekte zorlanırken, birçok kişi için cami artık sadece ibadet edilen bir mekân değil; aynı zamanda kayıpların hatırlandığı bir hafıza alanına dönüştü. Olayın ardından cenaze süreçleri, yaralıların tedavisi ve ailelerin yaşadığı travma yıllarca bölge halkının konuştuğu konular arasında yer aldı.

YILLAR GEÇSE DE İSİMLER UNUTULMADI

Hayatını kaybedenlerin isimleri, olayın yıldönümlerinde yapılan anmalarda okunmaya devam ediyor. Yakınları tarafından anlatılan hatıralarda; köy imamı Abdulhaluk Ugaş’ın camiyle kurduğu bağ, Hüseyin Çetinkaya’nın çevresinde sevilen bir isim olması, Fidancı ailesinin aynı gece birden fazla ferdini kaybetmesi ve Kantar ailesinin yaşadığı büyük acı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Yakınlarını kaybedenler açısından geçen yılların acıyı tamamen ortadan kaldırmadığı, sadece hayatla birlikte taşınan bir hafızaya dönüştürdüğü ifade ediliyor.

TANIK ANLATIMLARI OLAYIN HAFIZASINI YAŞATIYOR

Olayın ardından farklı dönemlerde yapılan röportajlar ve tanıklık anlatımları, Susa gecesinin hafızalarda nasıl yer ettiğini ortaya koyuyor. Tanıklar, saldırı sırasında yaşanan paniği, yaralıların taşınma çabasını, köydeki sessizliği ve sabaha kadar süren bekleyişi yıllar sonra dahi ayrıntılarıyla hatırladıklarını aktardı. Bu anlatımlar, olayın yalnızca resmi kayıtlarla değil; sözlü hafızayla da bugüne taşındığını gösteriyor.

“UNUTMAMAK VE BENZER ACILARIN YAŞANMAMASI İÇİN ZALİMLERİN TANINMASI

Susa Camii Katliamı’nın yıldönümlerinde yapılan açıklamalarda en sık tekrarlanan mesajlardan biri, yaşananların unutulmaması ve benzer olayların tekrar etmemesi çağrısı oluyor. PKK terör örgütü çeteleri tarafından hiçbir insani, dini, örfi ölçü tanımadan cami avlusunda gerçekleştirilen alçakça saldırı bölgede bu saldırıyı gerçekleştirenlerin ve emellerinin daha net şekilde ortaya çıkmasını sağladı. Yakınlarını kaybedenler, şehit olanların isimlerinin yalnızca bir liste olarak değil, geride bıraktıkları hayatlarla birlikte hatırlanmasını ve katillerinin ve onlara destek olanların da toplum tarafından bilinmesini istediklerini dile getiriyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ