Program öncesinde düzenlenen yürüyüşle vatandaşlar Cumhuriyet Parkı'na kadar yürüdü.
Ellerinde çeşitli döviz ve pankartlarla yürüyen katılımcılar, tesettürün önemine dikkat çekerken, yürüyüşün ardından programın yapılacağı alanda bir araya geldi.
Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, açılış konuşmasını Songül Baytar gerçekleştirdi.
Programın devamında Muhammed Şakir Hoca günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yaptı.
Konuşmasında tesettürün İslam'daki yerine değinen Muhammed Şakir Hoca, örtünmenin bir kültür veya gelenek değil, Allah'ın emri olduğunu vurgulayarak, gençlerin manevi değerlere sahip çıkmasının toplumun geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Konuşmaların ardından tesettüre giren genç kızlar sahneye davet edildi. Genç kızlara tesettüre adım atmalarının anısına hazırlanan belgeler takdim edilirken, programın en duygusal anları yaşandı. Aileler ve katılımcılar bu anlamlı ana alkışlarla destek verdi.
Program boyunca ilahi ve tekbirlerle manevi atmosfer hâkim olurken, tesettüre yeni adım atan genç kızlar için yapılan dualarda Allah'tan hayatlarını İslam'ın emirleri doğrultusunda sürdürmeleri niyaz edildi.
'Çocuklarımız bizlere verilmiş birer emanettir'

Tesettürün yalnızca bir kıyafet tercihi değil, Allah'ın emrine teslimiyetin ve kulluk bilincinin önemli bir göstergesi olduğunu belirten Songül Baytar, 'Bugün burada sıradan bir merasim için toplanmış değiliz. Bugün burada sadece bir giyim şeklini değil; bir duruşu, bir medeniyeti, kalpten dışarıya taşan bir asaleti konuşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bugün burada küçücük gönüllerin Rabbine yönelişini mübarek etmek, yavrularımızın özleriyle buluşmalarına şahitlik etmek ve onların attıkları bu güzel adımın sevincini paylaşmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: 'Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.' (Tahrîm Suresi, 6. ayet.) Bu ilahi hitap, yalnızca bireysel sorumluluğumuzu değil, aynı zamanda ailelerimize ve evlatlarımıza karşı olan vazifemizi de bizlere hatırlatmaktadır. Çünkü çocuklarımız bizlere verilmiş birer emanettir. Onların bedenlerini büyütmek kadar gönüllerini imanla, ahlakla ve güzel değerlerle beslemek de bizim sorumluluğumuzdur.
Aziz kardeşlerim; içinde yaşadığımız çağ, ne yazık ki birçok değerin aşındırıldığı, hayânın hafife alındığı, insanın kendi özünden uzaklaştırılmaya çalışıldığı bir çağdır. Modern dünyanın parıltılı görüntüsü içerisinde nice genç yürekler kimlik bunalımı yaşamakta, nice evlatlarımız kendilerine sunulan geçici hevesler arasında hakiki değerlerini unutmaktadır. Tam da böyle bir zamanda bir yavrumuzun Allah'ın emrine yönelmesi, haya ve iffetle süslenmesi, Rabbine olan sevgisini hayatına yansıtmaya başlaması gerçekten de mübarek edilmeye layık bir güzelliktir.' ifadelerini kullandı.
'Burada karşımızdaki manzarada teslimiyeti görüyoruz'
Tesettürün iffeti, hayâyı ve Müslüman kimliğini muhafaza eden önemli bir ibadet olduğuna dikkat çeken Muhammed Şakir Hoca, 'Bugün burada hayatın en asil, en anlamlı, en zarif adımlarından birine şahitlik ediyor hepimiz ve bu tarihi anı paylaşmak için yine burada bir araya gelmişiz. Kardeşlerimizin heyecanı, konuşmalarındaki güzel sözleri, duaları, ayetleri, vurguları ve mesajları; hepsi burada bu anlamlı günü anlamlandırmakta ve maşallah, barekallah demekten kendimizi alamamaktayız. Programın ismi ne kadar da anlamlıdır ve ne kadar da güzeldir.

Hakikaten buna baktığımız zaman birçok şeyi hatırlıyor insan. 'Niyet ettim örtünmeye, emrin başım üstüne.' Bu, bizi yaratan Rabbimizin emrine olan taat ve teslimiyetin somut bir göstergesi ve aynı zamanda şahitliğimizde gerçekleşen, tahakkuk eden bir fotoğrafı ve resmidir. 'Niyet ettim örtünmeye, emrin başım üstüne.' ifadesi hakikaten çok veciz, derin, anlamlı ve düşünülmüş güzel bir cümledir. Bu cümle sadece buradaki yavrularımızın örtündüğü bu güzel örtülere ve güzel yüreklerine hitap etme noktasında değil, aynı zamanda bu çağın despotlarına, bu çağın dünyalıklarına, Allah'tan, Peygamber'den ve ahiretten yüzlerini çevirmiş, arkalarını dönmüş despotlarına ve katı kalplerine yönelik de bir mesajdır; güzel bir mesajdır. Burada biz şu an karşımızdaki manzarada teslimiyeti görüyoruz, taati görüyoruz, bir emrin ifasını ve icrasını görüyoruz. Cenab-ı Hakk'a doğru yürüyüşün ilk adımlarını görüyoruz ve yine somut bir şekilde, konuşmadan, herhangi bir söz ve hareket yapmadan, sadece duruşumuzla davetin; hangi davetin? Muhammedî davetin, Musa Aleyhisselam'ın davetinin, İsa Aleyhisselam'ın davetinin ve umum bütün peygamberlerin -Allah'ın selamı hepsinin üzerine olsun- davetlerinin günümüzdeki bir fotoğrafı ve bir resmi olduğunu bir daha teyit etmiş oluyoruz.
Burada bu buluşmayla dünyaya şu mesajı vermiş oluyorsunuz; şunu diyorsunuz ki: 'Çıkardığın çirkin ve ahlaksız görüntülere, süslediğin geçici heveslerine ve sunduğun sahte özgürlüklerine karşı ben Rabbimin, biz Rabbimizin emrine sarılarak ve tesettüre sarılarak baş kaldırıyoruz. Senin dayattığın formalitelere, senin dayattığın biçimsel şekillere, kalıplara, ritüellere, kurallara, kaidelere uymuyoruz. Bu bizim fıtratımıza aykırı, bu bizim medeniyet değerlerimize aykırı, bu her şeyden önce Rabbimizin emrine aykırı olduğu için reddediyoruz, kabul etmiyoruz.' Yüzyıllık bir süreçtir dayatılan şeyler. Yüzyıllık bir süreçtir dayatılan ve aynı zamanda bu dayatma sürecinde ciddi acılar, ciddi sıkıntılar ve mağduriyetler yaşatılan bu uygulamalara karşı ben 'Hayır.' diyorum, ben itiraz ediyorum ve ben bu meydanda Rabbimin emrine sarılarak, örtüyü, emri başımın üzerine koyarak burada asil bir duruş ortaya koyuyorum.' şeklinde konuştu.
Program, yapılan duanın ardından sona erdi. (İLKHA)




