HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında; Meclis gündemine gelmesi beklenen 13. Yargı Paketi, emekli maaşları, asgari ücret, emeklinin sosyal adalet arayışı, işgalci rejimin Türkiye’deki propaganda hesapları, Afganistan-Pakistan çatışması ve soykırımcı Netanyahu’nun BM’de konuşturulmasına dair dair önemli açıklamalarda bulundu.
Meclis gündemine gelmesi planlanan 13. Yargı Paketi’nde en önemli beklentilerden birinin süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi olduğunu belirterek; uygulamanın evlilik süresi, ekonomik ve sosyal şartlar dikkate alınarak hakkaniyete uygun şekilde yeniden düzenlenmesini talep etti.
Artan hayat pahalılığı karşısında asgari ücret ile emekli maaşlarının insan onuruna yaraşır seviyeye çıkarılması çağrısında bulunan Ramanlı, uluslararası alanda ise siyonist işgal rejiminin Türkiye'deki propaganda hesaplarının kapatılmasını talep etti.
Meclis gündemine getirilmesi planlanan 13. Yargı Paketi'ne değinerek açıklamasına başlayan Ramanlı, süresiz nafaka uygulamasının hakkaniyete uygun düzenlenmesi ve infaz hukukunda ayrımcılığı bitiren eşitlikçi bir sistemin kurulması gerektiğini belirtti.
“Adil yargılanma hakkından asla taviz verilmemelidir”
Yargının hızlanmasının önemli olduğunu belirten Ramanlı, “Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, ekim ayında 13. Yargı Paketi’nin Meclis gündemine getirilmesinin planlandığını ve özellikle yargılamaların hızlandırılmasına yönelik düzenlemeler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yargının hızlanması elbette önemlidir. Ancak asıl hedef, adaletin zamanında ve hakkaniyetle tecelli etmesi olmalıdır. Geciken adalet kadar, yeterince araştırılmadan ve adaletten uzak şekilde verilen hızlı kararların da ciddi hak kayıplarına yol açacağı unutulmamalıdır. Yargılamalar makul sürede tamamlanırken adil yargılanma hakkından asla taviz verilmemelidir.” dedi.
“Nafaka; ölçülü ve adil bir sisteme kavuşturulmalıdır”
“Paketten önemli bir beklentinin de yıllardır mağduriyetlere yol açan süresiz nafaka uygulamasının hakkaniyet temelinde yeniden düzenlenmesidir” diyen Ramanlı, “Nafaka; evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal şartları ile somut olayın özellikleri dikkate alınarak ölçülü ve adil bir sisteme kavuşturulmalıdır.” diye konuştu.
“13. Yargı Paketi adalet ve eşitlik temelinde şekillenmelidir”
İnfaz hukukunda ise artık dönemsel, kişiye veya suç türüne göre farklılaşan parçalı düzenlemelerden vazgeçilmesi gerektiğini belirten Ramanlı, “Adli suç-siyasi suç veya farklı kategoriler üzerinden ayrım yapan bir infaz anlayışı, adalet ve eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz. Beklentimiz; ayrımcılığı ortadan kaldıran, öngörülebilir, kalıcı, herkes için tek, adil ve eşitlikçi bir infaz sisteminin hayata geçirilmesidir.” ifadelerini kullandı.
Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam talebiyle düzenlenen eylemde, emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun hayatına son vermesinin, ekonomik ve toplumsal sıkıntıların geldiği vahim boyutu gözler önüne serdiğine dikkat çeken Ramanlı, “Yaşanan bu acı hadise karşısında ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz.” dedi.
“Mesele yalnızca maaşın kaç lira olduğu değildir”
Milyonlarca emeklinin ve dar gelirlinin, her geçen gün ağırlaşan bir geçim mücadelesi verdiğinin altını çizen Ramanlı, şunları söyledi:
“Para için değil, onur için’ çığlığı, emeklinin sadaka değil, yıllarca verdiği emeğin karşılığıyla insanca yaşamak istediğini açıkça ortaya koyuyor. Bugün mesele yalnızca maaşın kaç lira olduğu değildir. Asıl mesele, o maaşla ay sonuna kadar nasıl geçinilebildiğidir. Bir emekli, aldığı maaşla kaç kilo et alabiliyor, kaç ekmek alabiliyor, pazar filesini kaç kez doldurabiliyor; kirasını ve faturalarını karşılayabiliyor mu?”
“Asgari ücret, bekâr bir çalışanın bile ihtiyaçlarının yarısına ancak yetiyor”
Vatandaşın cebindeki paranın daha ayın başında eridiğini, asgari ücretlinin açlığa ve emeklinin ise sefalete mahkûm edildiğini vurgulayan Ramanlı, “2026’da net asgari ücret 28.075 TL, en düşük emekli aylığı 23.552 TL iken açlık sınırı 38 bin lirayı, yoksulluk sınırı 120 bin lirayı, tek başına yaşayan bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 48 bin lirayı geçti. 2026 yılı başında asgari ücrete yüzde 27 zam yapıldı. Gıda fiyatları yıllık yüzde 33,79, konut ve enerji giderleri ise yüzde 39,77 arttı. Rakamlar ortada; emeklinin maaşı daha ayın başında kira, fatura ve mutfak masrafına bölünüyor. Daha ay bitmeden para bitiyor, ihtiyaçlar bitmiyor. Asgari ücret, bekâr bir çalışanın bile ihtiyaçlarının yarısına ancak yetiyor.” şeklinde konuştu.
“Emekli maaşları ve asgari ücret insan onuruna yaraşır seviyeye yükseltilmelidir”
Emeklilerin sadaka değil, yıllarca ödedikleri primlerin ve döktükleri alın terinin karşılığını talep ettiklerini, dar gelirlilerin ise tek isteğinin insanca yaşamak olduğunu dile getiren Ramanlı, “Emekli sadaka istemiyor. Asgari ücretli alın terinin karşılığını alamıyor. Dar gelirliler insanca yaşamak istiyor. Yıllarca çalışıp prim ödeyen insanımız, ay sonunu getirebilmek ve torununa harçlık verebilmek istiyor; pazara giderken hesabını defalarca yapmak zorunda kalmak istemiyor. İktisadi politikaların merkezine faiz değil; insan, adalet ve sosyal devlet konulmalıdır. Emekli maaşları ve asgari ücret hayat pahalılığı karşısında insan onuruna yaraşır seviyeye yükseltilmelidir.” dedi.
“İki kardeş ülke arasındaki sorunlar köklü biçimde çözülmeli”
Afganistan İslam Emirliği ile Pakistan arasında çatışmaların yeniden başlamasının endişe verici olduğunu vurgulayan Ramanlı, “Uzun yıllar süren savaş ve işgalin ardından Afganistan yönetimi, son derece kısıtlı imkânlarla ülkesini yeniden ayağa kaldırmaya, ekonomisini toparlamaya ve halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. Böylesi hassas bir süreçte yeni bir çatışma ortamı, Afganistan’ın kalkınma ve yeniden yapılanma çabalarına ağır zarar verecektir. Pakistan’ın askerî güç ve kapasitesini kardeş ve komşusu Afganistan’a karşı kullanması, özellikle sivillerin hedef alınması kabul edilemez. İki kardeş ülke arasındaki sorunların geçici ateşkeslerle ertelenmesi değil, köklü biçimde çözülmesi gerekmektedir. Tarafları derhal kalıcı ateşkese, saldırıları durdurmaya ve mevcut sorunları kapsamlı bir barış anlaşmasıyla sonuçlandıracak diplomatik süreci başlatmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Bebek katili Netanyahu BM ile alay etmiştir”
Gazze’de soykırım suçu işleyen ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama kararı verdiği soykırımcı katil Netanyahu’nun BM kürsüsünden insanlığa parmak sallamasının, Birleşmiş Milletlerin kurumsal iflası olduğuna vurgu yapan Ramanlı, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Dahası, bebek katili Netanyahu BM kürsüsünden, uluslararası hukuk ve BM kararları uyarınca işgal altında bulunan toprakları kendi terör yapısının toprağı olarak nitelendirerek, BM ile kendi kararlarının dahi uygulanmasını sağlayamayan bir yapı olarak alay etmiştir. Birleşmiş Milletlerin acilen kapsamlı bir reforma ihtiyacı vardır. Dünya düzeni, birkaç devletin ayrıcalıkları ve veto hakkı üzerine kurulamaz. Uluslararası sistem, üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne dayanmalıdır. Kurum, belirli devletlerin çıkarlarını koruyan bir yapı olmaktan çıkarılmalı; bütün milletlerin adil ve eşit biçimde temsil edildiği daha adil bir uluslararası kuruluş haline getirilmelidir.”
Sosyal medyada algı yönetimi ve erişim engelleri
Sosyal medya mecralarının günümüzde salt bir iletişim alanı olmanın ötesine geçerek en etkili propaganda ve algı yönetimi araçlarından biri haline geldiğine dikkat çeken Ramanlı, “Bu bağlamda, küresel çapta birçok devlet ve istihbarat servisi, kamuoyunu manipüle etmek ve dezenformasyon yaymak amacıyla bu platformları stratejik bir zemin olarak kullanmaktadır. Son dönemde ülkemizde, ‘dezenformasyon’ ve ‘milli güvenlik’ gerekçeleriyle birçok sosyal medya hesabına yargı kararlarıyla erişim engeli getirildiğini yakından takip etmekteyiz.” diye konuştu.
“İşgalci rejimin Türkiye’deki propaganda hesapları kapatılmalıdır”
Siyonist işgalci rejimin Türkiye’deki propaganda hesaplarının kapatılması çağrısında bulunan Ramanlı, şöyle konuştu:
“Milli güvenlik hassasiyetleri bu denli net bir şekilde işletilirken; siyonist işgal rejiminin Türkiye'deki propaganda aygıtı olan ‘@TurkishIDF’ adlı hesabın ve benzerlerinin faaliyetlerine devam etmesi büyük bir çelişkidir. Gazze'de on binlerce kardeşimizi vahşice katlederek soykırım suçu işleyen bir terör şebekesinin, ülkemizde böylesine serbest bir biçimde propaganda ve 5. kol faaliyeti yürütebilmesi asla kabul edilemez. Türkiye kamuoyunu açık manipülasyonlar ve algı operasyonlarıyla yanıltan bu dezenformasyon merkezinin faaliyetlerine son verilmesi için İletişim Başkanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nu (BTK) göreve davet ediyoruz.”





