NARİN DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR’A 17 YIL HAPİS!
Türkiye’nin aylardır nefesini tutarak takip ettiği, 8 yaşındaki Narin Güran’ın hayattan koparılmasına ilişkin davada hukuk tarihine geçecek bir gelişme yaşandı. İlk yargılamada sadece "delil gizlemekten" komik bir ceza alan Nevzat Bahtiyar, Yargıtay’ın tokat gibi bozma kararı sonrası bu kez "kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Vicdanları Yaralayan O Tablo Hafızalarda
Her şey, 21 Ağustos 2024’te Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde küçük Narin’in kaybolmasıyla başlamıştı. Günlerce süren umutlu bekleyiş, 8 Eylül sabahı Eğertutmaz Deresi’nden gelen acı haberle yerini derin bir yas ve öfkeye bırakmıştı. Narin’in minik bedeni, bir çuvalın içinde, üzerine toplam 75 kilogram ağırlığında üç taş konularak çalılıklarla gizlenmiş halde bulunmuştu.
Kırmızı Araçtaki Sır ve İtirafçı Komşu
Soruşturmanın en kritik halkasını, Narin’in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere yatağına taşıdığı kamera görüntüleriyle saptanan komşu Nevzat Bahtiyar oluşturdu. Bahtiyar, gözaltına alındıktan sonra suçunu itiraf etmiş ancak öldürme eylemine katılmadığını, sadece "cesedi taşıdığını" iddia ederek suçtan sıyrılmaya çalışmıştı.
İlk Karar Şok Etmişti: Sadece 4,5 Yıl!
Davanın Aralık 2024’teki ilk etabında, amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırken, Nevzat Bahtiyar’a "suç delillerini yok etme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kamuoyu vicdanında büyük bir yara açmıştı. Katiller ağırlaştırılmış müebbet alırken, cesedi gizleyen ismin bu kadar az ceza alması adalete olan güveni sorgulatmıştı.
Yargıtay’dan Hukuk Dersi: "Bu Delil Gizleme Değil, Yardımdır"
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025’te dosyayı inceleyerek tarihi bir bozma kararına imza attı. Yüksek mahkeme, Bahtiyar’ın eyleminin basit bir delil gizleme olmadığını, küçük bir çocuğun öldürülmesine "nitelikli yardım" kapsamında olduğunu vurguladı. Bu karar, Bahtiyar için 17 yıllık cezaevine giden yolun taşlarını döşedi.
Duruşma Salonunda Çelikten Barikat
Bugün Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi adliye binası adeta abluka altına alındı. Jandarma ve polis çevik kuvvet ekiplerinin salonun içine kadar yerleştirildiği duruşmada, Narin’in babası Arif Güran ve aile yakınları ile Nevzat Bahtiyar’ın akrabaları arasında tansiyon oldukça yüksekti.
Reddihakim Talepleri Havada Kaldı
Yargılama süreci oldukça sancılı geçti. Mağdur aile avukatlarının mahkeme heyetine yönelik sunduğu "reddihakim" talepleri, üst mahkeme olan 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından "yargılamayı uzatmaya yönelik" bulunarak reddedildi. Bu kararla birlikte, mahkeme heyeti nihai hükmü açıklamak üzere son oturumu başlattı.
Sessizliği Bozan Karar: 17 Yıl!
Mahkeme başkanı, Yargıtay’ın bozma ilamına harfiyen uyulduğunu belirterek hükmü açıkladı. Nevzat Bahtiyar, "çocuğu kasten öldürme suçuna yardım etmekten" önce ağır bir cezaya çarptırıldı, ardından yasal indirim ve artırımlar uygulanarak cezası 17 yıl hapis olarak kesinleşti. Karar açıklandığında salonda derin bir sessizlik hakim oldu.
Narin’in Kanı Yerde Kalmadı
Davanın diğer sanıkları olan amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları daha önce onanmıştı. Bahtiyar’a verilen bu yeni ve ağır ceza ile birlikte, Narin’in katledilmesi sürecinde parmağı olan herkesin hak ettiği cezayı alması yolunda dev bir adım daha atılmış oldu.
Hukukçuların Değerlendirmesi: Emsal Teşkil Edecek
Hukukçular, Nevzat Bahtiyar kararının Türkiye’deki cinayet davaları için emsal niteliğinde olduğunu belirtiyor. Cesedi taşıma veya gizleme eyleminin, asıl suçun işlenmesini kolaylaştırdığı durumlarda "yardım" olarak değerlendirilmesi, benzer suçlara karışanların artık "sadece sakladım" diyerek kurtulamayacağını gösterdi.
Batman’dan Diyarbakır’a: Unutulmayacak Bir Dosya
Bölge halkının ve tüm Türkiye’nin yakından takip ettiği bu dosya, 16 Nisan 2026 itibarıyla Nevzat Bahtiyar’ın 17 yıllık mahkumiyetiyle yeni bir safhaya geçti. Narin’in Eğertutmaz Deresi’ndeki o çuvalın içine hapsedilen sessiz çığlığı, bugün Türk adaleti tarafından duyulmuş oldu.




