Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın Diyarbakır Nevruz Parkı’nda düzenlediği ve mahşeri bir kalabalığa ev sahipliği yapan Mevlid-i Nebi etkinliğinde, Batmanlı alim ve İTTİHADUL ULEMA üyesi Molla Osman Teyfur, Kürtçe gerçekleştirdiği hitabında ümmetin kanayan yaralarına parmak bastı. Teyfur, İslam dünyasının içine düştüğü tefrikanın sadece siyasi bir zayıflık değil, aynı zamanda manevi bir azap olduğunu vurgulayarak, kurtuluşun ancak Kur’an ve Sünnet’e "kayıtsız şartsız" dönüşle mümkün olacağını ifade etti.
"Biz Eskiden Tek Bir Vücudun Azalarıydık"
Konuşmasına Müslümanların tarihsel büyüklüğünün kaynağına işaret ederek başlayan Molla Osman Teyfur, birliğin sağlandığı dönemlerde adaletin tüm dünyaya hakim olduğunu hatırlattı:
"Biz biriz, tek bir vücuduz, biz bir ümmetiz. Rabbiniz bir değil mi? Eskiden biz tek bir ümmettik; Kur'an ve Sünnet etrafında toplandık, tek bir vücut olduk. O dönemde dünya üzerinde adaleti tesis ettik, büyük medeniyetler kurduk; dünyaya kardeşlik, huzur ve saadet geldi. Ancak ne zaman ki Rabbimizin 'Birbirinizle çekişmeyin, yoksa heybetiniz ve devletiniz gider' ikazını unuttuk, işte o zaman boynumuz büküldü."
"Mezhep ve Siyasetle Bizi Parçaladılar"
Teyfur, Müslümanların kendi aralarındaki ihtilafların dış güçler tarafından nasıl birer silah olarak kullanıldığını şu çarpıcı sözlerle anlattı:
"Ey kardeşlerim! Kendi aramızda çekişmeye ve tartışmaya başladık, parça parça olduk. Mezhep adı altında bizi böldüler, milletler adına bizi parçaladılar, siyaset uğruna bizi birbirimizden kopardılar. Sonra bizi çiğnediler. Topraklarımızı işgal ettiler, namusumuzu kirlettiler, neslimizi hapsettiler, insanlarımızı öldürdüler ve biz hiçbir şey yapamadık. Bugün Doğu Türkistan biziz, Afganistan biziz, Suriye biziz. Kimse Müslümanlar onlara boyun eğmesin istiyor ama sadece boyun eğmekle de yetinmiyorlar; bizi tamamen imha etmek istiyorlar."
"Şia Diyerek Kardeşi Kardeşe Düşman Ettiler"
İslam coğrafyasındaki güncel trajedilere de değinen Molla Osman Teyfur, Siyonistlerin ve küresel güçlerin "mezhepçilik" oyununa sert tepki gösterdi:
"Bugün Gazze biziz, Filistin biziz. Filistin’de taş üstünde taş bırakmadılar. Müslümanların namusunu talan ettiler, çocuklarını ezip öldürdüler. Sonra ne yaptılar? 'Bunlar Şia’dır, siz Sünni’siniz, onlarla dost olmayın' diyerek bizi ayırdılar. Lübnan’da da aynı şeyi yaptılar, Afganistan’da da... Çeteler, Siyonist çeteler ve Şeytan Trump el ele vermişler, dünyada kendilerine muhalif tek bir Müslüman kalmasın istiyorlar. Dün boyun eğmediği için İran’ı; İsfahan’ı, Tebriz’i, Tahran’ı bombaladılar. Orada ölen çocuklar bizim çocuklarımızdı. Bu derdi kendimize dert edinmeliyiz."
Kurtuluş Reçetesi: "Bünyan-ı Mersus" (Kenetlenmiş Bina)
Molla Osman Teyfur, ümmetin içinde bulunduğu zilletten çıkış yolunun "sloganlardan öteye geçmek" olduğunu belirtti:
"Kurtuluş, yeniden İslam’a dönmekte, kardeş olmakta ve saf tutmaktadır. Zafer gücümüzde ya da sayımızın çokluğunda değildir. Eğer biz 'bünyan-ı mersus' (kenetlenmiş bir bina) gibi saf tutarsak, Allah bize yeniden zaferi nasip edecektir. Ama vahdet boş sloganlarla olmaz; sahih bir akide ve istikamet üzere omuz omuza vermekle olur. Bunun için önce tarihi ihtilafları terk etmeliyiz. Onlar bir ümmetti, gelip geçti; onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Tarihi düşmanlığa alet etmek için değil, sadece ders almak için okumalıyız."
Müslüman Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz.
Konuşmasının sonunda meydanı dolduran yüz binleri tek bir dava etrafında birleşmeye çağıran Teyfur, Şehit İmam Hasan el-Benna’nın meşhur ilkelerini hatırlattı:
"Amacımız Allah’ın rızası, rehberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V), anayasamız yüce Kur'an, yolumuz cihat ve mücadele, en büyük arzumuz ise Allah yolunda şehadettir. Tevhid üzerinde, 'Lailaheillallah' sözü üzerinde toplanmalıyız. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz. Bugün nerede bizi eziyorlarsa, hepimizin başı ağrımalı. Çünkü yarın sıra bizedir ey kardeşlerim!"




