35

Kur’an’(Bakara/16) da “Ribh” mefhumundan hareketle bu yazımızda Murabaha yapısını anlamaya çalışacağız.

Murabaha; malı karlı satma anlamına gelir. Bugün dünya çapında finans kurumlarının, müşteriden aldığı malı, kârlı bir şekilde bir başkasına taksitle vadeli satışına murabaha denir.

Kelimenin aslı Arapça’dır; sözlükte artma, kar, ticari kazanç anlamındaki “ribh” kökünden müştak ve “kazandırma, kar hakkı tanıma” manasına gelir. Murabaha müfaale babından olduğu halde müşareke manasını taşımayan bir kelimedir. (TDV)

İslam iktisadının ahlaki nitelikleriyle toplumda yeniden bir ihya hamlesinin başlatılmasında, murabaha önemli bir yer alır. Şu ana kadar Murabaha’dan sadece finans kurumları faydalanmışlardır. İyi de olmuştur. Ancak, bunu ümmetin ihyasındaki genel bir faydayı elde etmede basamak yapmanın mümkün olduğunu tasavvur ediyorum. Buna öncülük edecek bir öncü kadroya ihtiyaç vardır. Ümmetin şah damarı olan aziz ulemamız ve meşayih-i kiramın öncülük etmediği toplumsal hareketlerde muvaffak olma ihtimalini zayıf görüyorum. Dünya malını bir tarafa bırakmak, ulemadan çok meşayih-i kirama yakışıyor. Maalesef bugün birçok Meşayihin kurdukları tarikat üzerinden elde ettikleri mallarının haddi ve hesabı yoktur. Bu mallarının hesabını yapmak için muhasebeciler tutulmaktadır. Aziz ulemamız bu konuda daha arı duru bir haldedir.

Bugün Müslüman alimlerin ve meşayih-i kiramın siyasi ve iktisadi sahada büyük bir sınavdan geçtiğini düşünüyorum. Eğer, ümmetin ihya sahaları olan bu iki noktaya bu manada bir neşter atılmazsa Yüce Allah’ın bizi toplu belalarla imtihan edeceği günlere hazırlıklı olalım. (Saffat/177) Ümmetin iki diriliş damarında uyuşukluk varken ümmetin ayağa kalkmasını bekleyemeyiz. Bu sebeple iktisadi tedbirlerden biri de “Murabaha” sistemidir.

Murabaha’yı ticarete bakan yönüyle cumhuru ulema caiz görmüşlerdir. Murabaha, asrın ticari ihtiyaçları ve anın vacibi cihetiyle fukahanın kazandırdığı büyük bir iktisadi inkılaptır. Kaynağını 2/16 ayetten alır. Makasıdını da 2/ 275 ile 4/29 ayetlerden almışlardır. Bu konuda bir fıkhi bir durgunluk hakimdir. Bizim bunu aşmamız lazım. Aziz ulemamız zamanın, fıkıh durgunluğunu aşmalı. Araştırmama göre iktisatta yapılan murabaha bunun merhemi gibidir.

Murabahanın sıhhat şartları:

a) Önceki satışın sahih bir satışla yapılması gerekir. Çünkü murabaha kendi başına yeni yapılmış bir satış akdi olmayıp önceden yapılan akdin devamı sayılır. Hanefi mezhebi dışındaki ulemaya göre sahih olmayan satışla yapılan malın mülkiyet hakkı olamadığı için böyle bir malın murabaha ile satışını caiz görmemelerinin sebebi mülk edinme yolu, Hanefi fukahaya göre akdin feshi mülkiyetle ilgili olmadığından caiz görülmüştür. Cuma ezanında alışverişin bırakılması istenmesine rağmen satış olsa mülkiyet hakkı doğduğu gibi.

Şafii ve Hanefilere göre hibe ve veraset yoluyla elde edilen malın murabahayla satışı caizdir.

b) Murabaha ile yapılan satışın alıcıya meclis dağılmadan beyan edilmesi şarttır. Ancak günümüz şartlarında meclisin bedenen ve şahsen olması şart koşulmamalı. Elektronik ortamda da yapılan görüşmenin meclis olduğu kanaatindeyim. Bu durum, teslim tesellümde de aynıdır. Yanılma ve kandırma payı sıfır olan malların görülmesi de böyledir.

c) Murabaha ile alınan mal daha önceden faizle alınmış olmamalı. Eğer ribayla da alınsa ribasının murabaha usulüyle alınmasında bir fiyat farkına etki etmemesi gerekir. Daha önceden o malı kimin almış olduğuna ve nasıl bir satış şekliyle alındığına bakılmaz. Ama alınırken malın faizi dahil edilerek faiz fazlalığı fiyata eklenirse o satış caiz olmaz.

d) Malın kâr miktarının alışverişte belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde caiz olmaz. Çünkü satış bedelinin bir kısmını kâr miktarı oluşturmaktadır. (Devam edecek…)

Ryan Reynold

0 yorum

FİKRİNİZİ BELİRTİN

Zorunlu alanları doldurunuz *