İmsak: Güneş:
4 °C
asd

KİM ALLAH İÇİN BİR ŞEYİ BIRAKIRSA…

  • Zeynelabidin Hüseyin Abdullah
  • 2022-07-01 10:41:49
  • 197 Görüntülenme
  • Ebu Katade ve Ebu Dehma şöyle der; bir bedeviye uğradık. Kendisine Rasulullah’tan bir şey duyup duymadığını sorduk. Bedevi: “Rasulullah’ın şöyle dediğini duydum dedi ve ekledi; Allah rızası için bir şeyi terk edersen Allah sana ondan daha hayırlısını verir” İmam Ahmed

    Öyle ki şayet hırsız Allah’tan korkarak çalmaya niyetlendiği garibanın malını çalmayı bırakırsa Allah ona aynısını veya helalinden daha hayırlısını verir.

    Bunun bedeli, karşılığı ahirette de olabilir. Bu da çok açıktır ki Allah için kim bir şeyi terk ederse Allah ona ecrini verir. Az da olsa ahiretin mükâfatı, büyük gözükse de dünyanın tümünden daha hayırlıdır.

    İbn Receb Zeyl Tabakatûl Henabile isimli kitapta Muhammed bin. Abdulbaki Ebubekr El-Ensari’nin başından geçen şöyle bir olayı aktarır; “Mekke’de âlimlerden ders alıyor, ders veriyordum. Bir gün beni çok şiddetli bir açlık tuttu. Çok acıkmıştım. Açlığımı bastırmak için bir şeyler aramaya başladım. Yolda bir ipekten ve aynı zamanda ucu ipekten bir iple bağlı bir keseye rast geldim. Alıp eve getirdim. Açıp baktığımda ne göreyim! Elmastan bir gerdanlık! Böylesini hayatımda hiç görmemiştim. Tekrar bağlayıp olduğu gibi bıraktım. Sonrasında tekrar yiyecek bir şeyler bulmak için çıktığımda yaşlı birisinin; “Şu şu vasıflarda bir kesemi kaybettim. Bulup getirene 500 dinar altın vereceğim. (Bugünkü hesapla 2 kilo 150 gr. 24 ayar altın)

    Sonra kendi kendime şöyle dedim, ben muhtaç ve aç durumdayım. Altınları alıp elmas kesesini versem mi? Adamı alıp eve getirdim. Ve kesenin kendisine ait olup olmadığını anlamak için kendisine kese ile ilgili gerdanlıktaki elmasların sayısına kadar birçok soru sordum. Kesenin kendisine ait olduğundan emin olunca da keseyi kendisine verdim. O da bahsettiği ödül olan 500 altın dinarı ( 2 kilo 150 gram 24 ayar altın) bana uzattı.

    Almam, dedim. O ise almam için çok ısrar etti. Oysaki çok muhtaç durumdaydım. Ödül olarak bana vermeye çalıştığı altınlar için çok ısrar edince Allah’tan başka kimseden bir şey istemeyeceğime yemin etmişim, dedim. Böylece beni bırakıp gitti.

    Hac mevsiminden sonra Şeyh memleketine döndü. Ben ise Mekke’den çıktım. Bir kayığa bindim. Sert dalgalara dayanamayan kayığımız devrildi. Beraberimdekiler boğuldular. Beraberindeki eşyaları denize battı. Ben ise bir tahtaya tutundum. Allah beni korudu. Dalgalar bana çarparak beni götürüyordu. Derken dalgalar beni bir adaya attı. Orada okuma yazmaları olmayan ümmi bir kavim yaşıyordu.

    Mescitlerinde oturup Kur’an okumaya başladım. Adanın bütün halkı başımda toplanıp bize de Kur’an’ı öğret dediler. Böylece onlara Kur’an’ı öğretmeye başladım. Bu yüzden birçok güzelliğe nail oldum. Bana yazıp yazamadığımı sordular. İyi yazdığımı söyleyince de bize yazı yazmayı da öğret dediler. Olur, dedim. Bana çocuklarını ve gençlerini getirdiler. Onlara ders verdim. Bu vesileyle birçok hayra nail oldum. Bu şekilde bir zaman geçince de benim kendileriyle beraber kalmamı istediler. Bizde yetim ve zengin bir kız var. Seni onunla evlendirmek istiyoruz. Böylece sen de adamızda bizimle kalır, bizimle yaşarsın dediler. Olmaz, dedim ama beni ısrarlarıyla mecbur bıraktılar. Kabul etmekten başka seçeneğim yoktu. Onlarla kaldım. Gelini benim için hazırladılar. Düğünde gelini gördüğümde dehşete düştüm. O da ne! Mekke’de bulduğum gerdanlığın onun boynunda olduğunu gördüm. O an boynundaki gerdanlığa öylece bakakaldım. Bunu gören akrabaları bana; “Bu yetimin kalbini kırıyorsun. Neden yüzüne değil de boynundaki kolyesine öylece bakıyorsun. Bunu yapmakla kızın gönlünü kırıyorsun. Bilmeyen kıza değil de malına göz diktiğini sanacak” dediler.

    Muhammed b. Abdulbaki El-Ensari El-Bezzaz sözlerine şöyle devam eder;

    Onlara “Durum sandığınız gibi değil bu gerdanlığın hayatımda ilginç bir hikâyesi var” deyip başımdan geçenleri anlatmaya başladım. Bu kıssayı dinleyenler Allahu Ekber diye tekbir getirmeye başladılar. Birisi öyle bir tekbir getirdi ki sesi adanın dört bir tarafından duyuldu. Neler oluyor? Diye sorduğumda şöyle dediler; “Mekke’de senden gerdanlığı alan adam bu kızın babasıydı. Hacdan döndüğünde devamlı şöyle derdi; “Vallahi yeryüzünde kaybettiğim gerdanlığı bana geri veren adamdan daha hayırlısını görmedim. Allah’ım bizi tekrar bir araya getir de kızımı onunla evlendireyim. Allah onun duasını kabul etti”

    El-Bezzaz şöyle devam eder; “Onlarla bir süre daha kaldım. Çok hayırlı bir kadındı. Ondan iki çocuğum oldu. Sonra vefat etti. Gerdanlık bize miras kaldı. Çocuklarım peş peşe vefat etti. Gerdanlık bana kaldı. Gerdanlığı 100 bin dinara sattım. (425 kilo altın)

    Allah, kendisi için bir şeyi terk edip ona daha hayırlısını verenlere rahmet eylesin. Hayırlı işler seni düşebileceğin tehlikelere karşı korur. Hayırlar işlediğinde Allah seni musibetlere karşı korur.

    “Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir” Talak 2-3

    Kadı Zeynelabidin Abdullah Hüseyin ed-Dimeşkî

    Tercüme Mehmet Ziya Gümüş