Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

MÜLAKAT ZULMÜ DEVAM EDİYOR

  • Selahaddin Altun
  • 2022-01-09 13:19:58
  • 350 Görüntülenme
  •      Eğitimde, bireyi ölçen testlerin farklı farklı sınıflandırmaları var. Bunlar: puanlama, uygulama, hazırlama, süre ve ölçtüğü özelliklere göre kategorilere ayrılır. Puanlama bakımından testler ise objektif ve sübjektif testler, diye ikiye ayrılır. Objektif testlerin içeriğinde ise çoktan seçmeli sınav türü var. Sübjektif testlerin içerisinde ise sözlü sınavlar vardır. Şimdi bunların içeriğine biraz değinelim:

         Objektif testler (örnek: Çoktan seçmeli) 

    Eğer birilerine soru dağıtılmamışsa sınavlar içerisinde geçerliği ve güvenirliği en yüksek sınav türüdür. Çok soru sorulduğunda kapsam geçerliliği de yüksektir. Ayrıca puanlaması da objektiftir. Yani nesneldir, kişiden kişiye değişmez. Yapılacak sınav, eğer öğrenci için çok önemli ise çoktan seçmeli sınav uygulanır. Gelecek ile ilgili kritik karar alınacaksa bu sınavın uygulanması yerinde olacaktır. 

         Sübjektif testler(örnek: Sözlü sınav) 

    Çok zaman alan ve uygulanış bakımından kullanışlığı en düşük sınav türüdür. Puanlama güvenirliği yoktur, çünkü özneldir. Geçerliliği, güvenirliği ve objektifliği en düşük sınav türüdür. Soru sayısı az olduğu için geçerliliği (kapsam geçerliliği) ve güvenirliği düşüktür. Mülakat da subjektif testler kategorisine giriyor. 

         Türkiye’de resmi sınavlar, genel olarak çoktan seçmeli testlerle yapılmaktadır. Ehliyet sınavından tutun da KPSS'ye kadar ne kadar sınav varsa çoktan seçmeli yöntemle yapılmaktadır. Ne hikmetse FETÖ ile mücadele adı altında 2016 yılında sözlü sınav olan mülakat ve güvenlik soruşturması getirildi. Türkiye devleti mülakat ve soruşturma noktasında sınıfta kalmış bir ülkedir. Geçmişte bunlar tecrübe edilmiş ve bu uygulamalar, sınava giren adaylara büyük mağduriyetler yaşatmış ayrıca topluma hiç bir güven de vermemiştir. Şimdi de halkın nabzını ölçtüğümüzde mülakata güvenilmediğini rahatlıkla görebilirsiniz. Kimin ağzını açsanız bu mülakat zulmünden şikayetçidir. Kayırmalar yapıldığını söylemektedirler. 

         Mülakatın olduğu yerde liyakat arka planda kalır. Birileri akrabalarından dolayı elenip veya yükselmesin. Suçun şahsiliği geçerli ise devlet nezdinde “bipli” birisinin ailesinden başka fertleri cezalandırmak hukuka uymaz, adalete de sığmaz.

    Düğünde sıkılan ve nereden geldiği belli olmayan  maganda kurşunu gibi birilerinin senin geleceğin hakkında söylediği bir kaç sözle ile senin geleceğini bir mülakatta çizmesi zulümden başka bir şey değildir. 

         Mülakatlar iktidarda olanların işine yarar, diye bir algı var. Ama sistemin çarkları içerisinde menfaatleri için ya da akrabası vardır diye farklı cenahlardan da kayırmalar yapılsa bile fatura tekrar iktidara kesilir. Bu ülkede mülakatlar bataklık halini almıştır. Kirli zihniyetler oralardan nemalanmaktadır. Hükümet, bu noktada kendisine hiçbir faydası olmayan ve kendi hanesine zarar veren bu mülakat zulmünü kaldırması lazım. Kayırmayı kim yaparsa yapsın fatura, hükümete kesilecektir. Madem demokratik bir ülkeyiz o zaman KPSS'ye girenleri dinleyelim. Sınava giren öğrencilerin önüne mini bir anket bırakın. Üç soru sorun:

    Mülakat istiyor musunuz? 

    Mülakata güveniyor musunuz? 

    Mülakatın değerlendirmesini nasıl görüyorsunuz? 

         Mülakatın, KPSS'ye giren öğretmen adaylarını ölçme noktasında hiçbir güvenirliği ve geçerliliği yoktur. 200-275 sorudan geçmiş bir öğretmen adayını, sürpriz 4 soruyla ölçmek hakkaniyetten uzak bir mantıktır. Hele güvenirliği şaibeli ise bu sınavın türü... Aylarca devlet, mülakat adı altında personelini gereksiz yere uğraştırmaktadır. Bu sene de yapılan mülakatlar bazı yerlerde online bazı yerlerde ise yüz yüze yapıldı.

    Zarflar içerisinde seçtiğiniz bir zarfın içerisinde çıkan 4 soruya, 5-10 dakika içinde cevap verip ve buna göre Ölçme-Değerlendirme yapmak ne kadar sağlıklı sayılır? 2019 yılına kadar da büyük mağduriyetler yaşattırdı bu mülakat zulmü. Nedeni belli olmayan sebeplerden dolayı 30 puana kadar insanların puanı kırıldı. Sadece puanlar değil, gencecik insanların umutları ve hayalleri de yıkıldı. İnsanların bir ömür boyunca yapmış olduğu çalışma, körlerin elinde heba edildi. Son yıllarda eskisine nazaran fazla puan kırıklığı yaşanmasa da insanların nezdinde mülakatın bir güveni yoktur, kalmamıştır. Bu sene tekrar 30 puana kadar puanların kırıldığı mağduriyetler yaşandı. Yani eski hastalık tekrar nüksetti. 

        Bir sınavda şaibe varsa yetkililer “Şaibe yoktur, her şey güvenli ve objektif bir şekilde yapılmaktadır.” diye açıklama üzerine açıklama yapmaktan ziyade, onun yerine köklü bir değişikliğine giderek bu sorunu ortadan kaldırabilirler. Şaibeleri kökten kaldırmak, toplum nezdinde adalete daha çok yakışan bir eylemdir.

         İnsan, adalet ve liyakat temennisiyle adil günlere doğru kanat çırpmak umuduyla…