0


Sabahın erken saatlerinde ekmek almak için evden çıkmış, fırına gidiyorum. Yolda yürürken çok dikkatliyim. Yerde kar ve karın altında buz var. Bir kayarsam, indiğim yokuşun başına kadar kimse tutamaz beni.

Bu yüzden küçük adımlarla yürüyorum. Öyle her yere de basmıyorum. Öyle her an kayıp düşebilecekmiş korkusuyla, bastığım yerleri seçerek yürüyorum. Kayıp düşmemek, bir taraflarımı kırmamak, incitmemek için bütün çabalarımı sarf ediyorum.

O an aklımda bir şimşek çaktı. Ne yapıyorum ben? Bütün bu çaba kayıp düşmemek içindi ve çok da haklıydım. Bir an acaba dedim.

Günahlardan kaçınmak, zorlu ve çetin imtihan yolunda kayıp düşmemek veya haramların kol gezdiği şu sokaklarda yürürken de aynı çabayı sarf edebiliyor muyum/muyuz?

Karda kayıp düşmemek için bastığım ve basacağım yerleri dikkatli seçerken, acaba içinde yaşadığım/ız anda ve gelecek anda attığım/ız, atacağım/ız adımları da seçerek atıyor muyum/atıyor muyuz?

Ve bu düşüncelerle eve doğru yol aldım.

İnsan daima karlı, buzlu bir yolda yürüyormuşçasına yaşamalı. Her an düşebilecekmiş gibi, bir an sonrasının bile garantisinin olmadığını bilerek yaşamalı. Hesabını, kitabını buna göre yapmalı.

İnsan yarınını, ahiretini üzerine bina edeceği şu anı çok iyi hesaplamalı ve doğru adımlar atmalı ki sonraki adımında kayıp imtihanı kaybetmesin.

Peygamber (sav)’i dahi ihtiyarlatan, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” düsturunu rehber edinerek; insan karda, buzda kaymamak için gösterdiği çabayı ‘emrolunduğu gibi dosdoğru olmak’ için de göstermeli. Her an kayıp düşebilecekmiş endişesi ile her an tali yollara sapabilecekmiş endişesi ile insan kendini kontrol edebilmeli. Ki içinde taşıdığı bu korku onu doğru tutabilsin.

Tıpkı karlı, buzlu yolların ayağımızı kaydırdığı gibi, insanın ayaklarını sırât-ı müstakimden de kaydırabilecek tehlikelerin varlığından haberdar olması gerekir. Öyle ki bu haberdar olma ile bu şuur, uyanıklık ile insan kendisini koruyabilsin. Sırât-ı müstakimden kaymadan, sabit-kadem kalabilsin. 

Yine bu hassasiyet kulluk ve kulluğun ifa edilmesi hususunda da gösterilmeli. Kulluğun içinde barındırdığı tüm sorumlulukların, ödevlerin yerine getirilebilmesi için de bu hassasiyet ile yol alınmalıdır.

Haramların terki ve helallerin muhafazası için de aynı hassasiyet gözetilmeli. Özellikle insanın ayağını her an haramlara doğru kaydırabilmesi kuvvetle muhtemel olan şüpheli şeylerden kaçınırken de mutlaka aynı hassasiyet ile adımlar atılmalıdır.

Belki buzlu, karlı bir yolda düşmemiz kolumuzun, bacağımızın veya herhangi bir yerimizin kırılması, incinmesi ile neticelenebilir. Ve bu dünyada sonsuz acı olmadığı için bu acı unutulabilir.

Fakat söz konusu kulluk ve kulluğun barındırdığı hususlar olunca, söz konusu sırât-ı müstakîmden sapma olunca; ayak kaydımı daha onu durdurmak çok zor. (Rabbe dönüp tövbe edenler müstesna)

Dünyevi anlamda ayağımızın kayıp yere düşmemiz, karşısında takındığımız tavra göre belki de bizim için mükâfat, günahlarımıza kefaret olacaktır. Lakin bu ayaklar sırât-ı müstakîmden kaydı mı hafazanallah ahiret hayatımızın berbat olmasına ve bizim de bedbahtlardan olmamıza sebep olabilir.

Rabbim hepimize karlı, buzlu bir yolda yürüyormuşçasına, imtihan yolunda dikkatli yürümeyi, yol almayı nasip etsin. Bizlere o şuur ve uyanıklığı versin. Ve Rabbim “Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.”

Ryan Reynold

0 yorum

FİKRİNİZİ BELİRTİN

Zorunlu alanları doldurunuz *