Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

DEVLET SOYGUNCULARDAN NASIL KURTULUR

  • İLHAN GÜNAY
  • 2019-02-15 14:59:19
  • 405 Görüntülenme

  •       Ömer bin Abdülaziz (717-720) yılları arasında Emevi devletinde halife olduğu zaman ilk iş olarak hanımı Fatıma binti abdülmelikin mücevherlerini ondan alıp beytülmala koymak oldu. Bunların halka ait olduğunu söyledi. Ayrıca saraydaki köle ve cariyeleri azat etti. Saraydaki israfı önledi.

    Ümmetimden iki sınıf var ki, onlar salaha ererse insanlar da salaha erer: amirler( yöneticiler) ve fakihler ( alimler). Kenzul ummal 6/30

      Toplumları sevk ve idare edenler, idareciler ve bilginlerdir. İki sınıf bozulduğu zaman devlette ve toplumda büyük sıkıntı ve felaketler olur. Bu iki sınıf geçim derdine düşseler halkı unuturlar. Sadece kendi dertlerine düşerler. Hele alimler idarecilerin kontrolüne girdikleri yerlerde ise toplum raydan çıkar. İdarecileri uyaracak kimse kalmaz. İdareciler kendi çocuklarının ve eşlerinin ellerinde birer kukla haline gelirler. Onların doymaz bilmez ihtiraslarıyla perişan olurlar. Hem iktidarlarını hem de itibarlarını kaybederler. Bu son zamanlarda itibarlarını kaybeden yöneticilerin çoğu çocuklarının skandalları yüzündendir. Çocuklarını kirli ilişkilerden uzaklaştıramayan idareciler koltuklarını kaybederler. Devletten menfaat elde etmek isteyen güçler bunlar üzerinden rant sağlamaya çalışıyorlar. Babalar, çocuk ve eşlerine karşı zaaf içindedirler. Batmanın eski belediye başkanı rahmetli Salih Gök başı boş inekleri çiçeklere zarar veriyor diye toplattırıyor. İneği götürülen bir kadın rahmetlinin eşine gidip dul olduğunu söyleyip yardım istiyormuş. Beş kilo yoğurtta kendisiyle götürmüş. Hanımı, yoğurdunu geri götür. Başkan duysa başıma döker, ama yetimlerinin hatırı için ineğinin bırakılması için söyleyeceğim. Demiş. Akşam başkana söylediği zaman, başkan: tamam ineği bıraktıracağım ama seni de boşarım. Demiş. Hanımı, ne ineği bırak ne de beni boşa ve bundan sonra senin hiç bir işine karışmam. demiş. Bu gerçek bir olaydır. Bizzat oğlundan duydum.

           Eğer idareciler, devletin işleyişinden çocuklarını ve eşlerini uzaklaştırsalar devlet kurtulur. Kadınlar kendi çocuklarının pisliklerini gizlemek için uğraşırlar. Açığa çıktığı zaman ise korumak için kocalarına baskı yaparlar. Nerede o kocalar, nerede kocasına itaat edecek Fatıma binti abdülmelik gibi eşler. Çoğu idarecilerin eşleri ve çocukları bedavadan ihalelerin ortakları oluyorlar. Yıllar önce bir şehre gittim. Dediler ki, bakanın kardeşi bir araba satış bayiliğini aldırmak karşılığında ortak yapılmış. Demek ki o bayilik herkese verilmiyormuş. Bu en basit olandır. Milletvekili veya bakan olmadan önce sıradan bir hayat sürüp, makam sahibi olduktan sonra çocukları ile büyük servetlere sahip olanları nereden kazandınız kanunu ile sorgulansalar ve sonradan haksızca kazanılana el konulsa devlette kurtulur. Halkta kurtulur.

    " insanlar yöneticilerinin dini üzere olur." acluni 2/ 311

    Halk, idarecilerine bakar. İdareci hırsızsa, halkta hırsız oluyor. Şu anda halkın elinden gelse ne bulsa götürür. Niye? Yöneticilerin elleri halkın cebinden çıkmıyor. Vergi limiti adı altında memura yapılan zamlar geri alınıyor. Elektrik faturaları bıktırmış. Kilowatı 40 kuruştan 72 kuruşa çıkarıldı. Halkın feryadını duyan yok. " Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz."" Allah her dönemin hükümdarını halkın kalbine göre gönderir. Onları düzeltmek isterse ( yani onlar iyi olmak istiyorsalar.) Salih birini, helak etmek isterse kötü birini hükümdar olarak gönderir."İsra 16.

           Toplumdaki kötülüklerin, haksızlıkların ve yolsuzlukların sorumlusu olarak sadece yöneticileri ve aydınları görmek yanlıştır. Kötü gidişattan herkes sorumludur. Bunda genel olarak herkesin az yada çok payı vardır. İyileşmenin ve düzelmenin şerefi de hem yönetenlere, hem de yönetilenlere aittir. O yöneticiler toplumun içinden çıkan insanlardır. " Davranışları sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer kısmına yönetici yaparız." en'am 129. Kötü toplumun yöneticisi kötü olur. Hırsız toplumun yöneticisi de hırsız olur.

            Bir dostum diyordu : Hasankeyfteki bir akrabama, ben belediye başkan adayınız olursam bana oy verir misin? Dedi ki, ben sana oy vermem. Sen," adalet, hukuk, eşitlik" diyorsun. Bunlar benim işime yaramaz. Sen bana hiç bir fayda vermezsin. O yüzden sana oy vermem. Dedi. Halk ve İdareciler hep beraber hırsızlık ve haksız kazanç elde etmekten vazgeçmelidirler. Yani bizler bu insanları istiyoruz. Ama bize alternatif olarak sunulan adaylarda mevcut olanların kopyasıdırlar. Onlar da biraz biz yiyelim çabası içindedirler. Bize hizmet etmek için bağırmıyorlar. Onlar da soyundan uzak kaldıkları için yanıp tutuşuyorlar. Sistem iyi insanları bize sunmuyor. Bütün adaylar birbirine benzerler.

           İdareciler, toplumun cebinden ellerini çekip haksız kazanç elde eden yöneticilerin çocuklarının haksız kazançlarını sorgulayıp hazineye koysalar ekonomi düzelir. Herkes maaşı ile geçinmeye çalışmalıdır. Başkalarının sırtından lüks yaşamayı terk etmelidir.

    Bu saydıklarımız ancak Allah korkusu kalplere yerleşirse gerçekleşir. Kalbinde Allah korkusu olmayan insanlar haksızlıktan vazgeçmezler. Ahirette hesap vereceklerine inanmayanlar hangi değerden dolayı halkın cebinden ellerini çekerler.

    Şu anda alternatif olarak sunulanlar daha önceden idarecilik yapıp halka hiç bir fayda sağlamamış olanlardır. Yani alternatif olarak gösterilenler şu andakilerden daha kötü değilseler daha iyi değillerdir. Bizim asıl sorunumuz: kendi idarecilerimizi biz seçemiyoruz. Önümüze konulanlardan birini seçmek zorunda kalıyoruz. Onları kim seçmişse onlara borçlu kalıyorlar ve onların dediğini yapıyorlar. Biz boynumuzu bükerek onlarla görüşüyoruz. Onları seçtirenler ise onlara emrediyorlar.