Başı rahmet, ortası mağfiret,
sonu ise ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan ayının son on gününe
yaklaşırken, Peygamber Efendimiz'in bu mübarek ayda yaptığı sünnetlerinden biri
olan itikâf ibadetini yapmak isteyenler camilere kapanıp, dünya
meşgalelerinden uzaklaşarak Allah rızası için gece-gündüz ibadet edecekler.
İtikâf ibadeti, Ramazan ayının
son on gününde yerine getirilir. Ramazan ayının manevi atmosferinden daha fazla
istifade etmek isteyenler, bu ayın son on gününü cami ve mescitlerde itikâfa
girerek değerlendirir.
Çınar, Hazreti Peygamber'in,
özellikle Medine döneminde Ramazan ayının son 10 gününde devamlı itikâfa
girdiğini hatırlatarak, Müslümanların da bu ibadete önem vermesi gerektiğini
belirti.
“PEYGAMBER EFENDİMİZ RAMAZAN’IN SON 10 GÜNÜNDE
İTİKÂFA GİRERDİ”
Hazreti Peygamber'in, özellikle
Medine döneminde her Ramazan'ın son 10 gününde itikâfa girdiğini hatırlatan
Çınar, “Gerçekten Peygamber Efendimize baktığımız zaman Hazreti Aişe
(Radıyallahu anha) annemiz buyuruyor ki; ‘Peygamber Efendimiz (sallallahu
aleyhi vesellem) Ramazan’ın son 10 gününe girince, Mescid’de itikafa girer ve
bütün geceyi ihya ederdi.’ buyuruyor. Peygamber Efendimiz'in bizzat kendisinin
her sene Ramazan'ın son 10 gününde itikâfa girmesi, bu ibadete ne kadar önem
verdiğini anlatması açısından aslında yeterlidir. Burada, Peygamberimizin
itikâfa çok önem verdiğini, onu vazgeçilemez kabul ettiğini görüyoruz.”
ifadelerini kullandı.
Çınar, “Mezhepler ve âlimler,
itikâfın hükmü konusunda farklı görüş belirtirler. Hanefi uleması genelde
itikâfı sünnet-i müekkede olarak kabul eder. Yine Hanefilere göre itikâf
ibadeti, sünnet-i kifayedir. Yani bir beldede hiç kimse itikâfa girmezse, o
zaman o beldedeki bütün müminler mekruh işlemiş olurlar. Ama o beldede kimi
Müslümanlar itikâfa girerlerse, yükümlülük diğerlerinin üzerinden
de kalkmış olur.” şeklinde konuştu.
“İTİKÂF, KİŞİNİN KENDİSİ İLE
YÜZLEŞMESİDİR”
Çınar, itikâfın kişinin kendisini
tanımasına ve kendisiyle yüzleşmesine vesile olan bir ibadet olduğunu
belirterek, şunları söyledi: “İtikâf; müminin günlük hayatın meşgalelerinden ve
yoğunluklarından sıyrılarak kendini ibadete ve tefekküre vermesi, içinde
bulunduğu durumu muhasebe etmesi, bol bol Kur'an-ı Kerim okuyarak
anlamaya çalışması ve en önemlisi de kişinin kendisi ile yüzleşmesidir.
Yani itikâfta geçirdiği süre zarfında kendisiyle yüzleşerek ‘Ben ne yapıyorum
ve asıl ne yapmam gerekir? Yaptıklarımın hangisi Rabbimin benden istediklerine
uygundur, hangileri uygun değildir.’ diyerek muhakemesini yapmasıdır. Aslında
itikâfta yapılması gerekenler tam da bunlardır.” İLKHA




