Batman Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Ekrem Uysal, İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, küresel gerilimler karşısında İslam dünyasının birlik içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, tefrikanın ise Müslüman coğrafyalardaki sorunları derinleştirdiğini söyledi.

ABD, siyonist işgal rejimi ve İran İslam Cumhuriyeti arasında yaşanan gerilim üzerinden değerlendirmelerde bulunan Uysal, meselelerin yalnızca ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını belirtti.

Uysal, 'Malumunuz, gündemimiz ABD, israil ve İran arasındaki gerilim ve savaş atmosferidir. Bu süreçlere baktığımız zaman, aslında Amerika'nın İran'a yönelik tutumunun sadece ekonomik gerekçelere dayanmadığını görüyoruz. Bunun arkasında hem ekonomik hem sosyal hem toplumsal hem de jeopolitik unsurların yanı sıra; yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle beraber siyasi emeller de ön plana çıkmaktadır.' dedi.

'1953 darbesinden 1979 devrimine uzanan süreç iyi okunmalıdır'

İki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel arka planına dikkat çeken Uysal, 'Bu durumu analiz ederken iki devlet arasındaki geçmişi de yakından takip etmekte fayda var. Yakın tarihe baktığımızda; Amerika'nın 1953'te İran'da gerçekleşen darbede Şah'ı destekleyerek İran'ı kendi kontrolü altında tutmaya çalıştığı bilinmektedir. Fakat 1979'daki İran İslam Devrimi ile bu ipler gerilmiş ve nihayetinde kopma noktasına gelmiştir.' ifadelerini kullandı.

'İran'ın askeri hazırlıkları Amerika'yı tedirgin etti'

Uysal, '2000'li yıllardan sonra, özellikle İran'ın yürüttüğü askeri hazırlıklar ve stratejik çalışmalar Amerika'yı tedirgin etmiştir. Neticede Amerika; İran'a ambargolar uygulayarak ve etrafında askeri üsler kurarak bu ülkeyi baskılamaya çalışmıştır.' şeklinde konuştu.

'Bizi en çok düşündüren husus İslam aleminin sessizliğidir'

İslam dünyasının dağınıklığına vurgu yapan Uysal, 'Bu savaş ve gerilim sürecinde bizi en çok düşündüren ve dikkatimizi çeken husus, İslam aleminin sessizliği ve parçalanmışlığıdır. İslam coğrafyasındaki yer altı ve yer üstü zenginliklerin Batı'daki sömürü düzeninin iştahını kabartması da temel sorunlardan biridir.' dedi.

'İslam ülkelerinin parçalanmışlığı kırılganlığı artırdı'

Geçmiş süreçlere değinen Uysal, 'Tarihsel sürece baktığımızda; İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı ve 'Arap Baharı' ile birlikte Libya, Mısır, Yemen, Irak ve son olarak Suriye'de yaşanan trajik olaylar bu kırılganlığı artırmıştır.' ifadelerini kullandı.

'Bazı İslam ülkelerinin işgalcilere destek vermesi güveni zedeledi'

Açıklamasının devamında Uysal, 'Bu süreçlerde bazı İslam ülkelerinin, sömürgeci güçlere açık veya gizli destek vermesi, saldırı altındaki ülkelerin kendilerini yalnız hissetmesine yol açmıştır. Bunun en bariz örnekleri; israilin Filistin'e saldırıları ile Amerika'nın Irak ve Afganistan işgalleridir. Maalesef bu süreçlerde bazı İslam ülkelerinin işgalci güçlerin yanında saf tutması, İslam coğrafyasındaki güveni zedelemiş ve birlik oluşturma noktasında büyük engeller oluşturmuştur.' diye konuştu.

'Çözüm, Kur'an ve Sünnet odaklı birlikteliktir'

Çözüm önerilerini de paylaşan Uysal, 'Peki, bu durumu nasıl aşabiliriz? Bu sorunu çözmek için öncelikle bütün İslam aleminin tek çatı altında toplanması gerekmektedir. Bu çatının temeli ise Kur'an ve Sünnet odaklı bir birliktelik olmalıdır.' dedi.

'Mezhepsel ve etnik farklılıklar zenginlik olarak görülmelidir'

Uysal, 'Mezhepsel ve etnik farklılıklar bir ayrışma nedeni değil, bir zenginlik olarak görülmelidir. Allah'a iman eden ve Hazreti Muhammed'i (sallallahu aleyhi vesellem) resul kabul eden tüm toplumlar ve bu toplumları yöneten devletler; ekonomik ortak pazarlar kurmalı, askeri alanlarda iş birliği yapmalı ve gerekirse aradaki fiziki sınırları ve zihinsel engelleri kaldırmalıdır.' ifadelerini kullandı.

112'den uyarı: Gereksiz çağrılar hayat kurtarmayı geciktiriyor
112'den uyarı: Gereksiz çağrılar hayat kurtarmayı geciktiriyor
İçeriği Görüntüle

'Müslümanlar bir araya gelmediği sürece sıkıntılar devam edecektir'

Son olarak birlik çağrısında bulunan Uysal, şunları söyledi:

'Geçmişe dayalı kırgınlıklar ve sıkıntılar bertaraf edilmeli; yeni bir sayfa açılarak güçlü bir 'İslam Birliği' oluşturulmalıdır. Şunu açıkça ifade ediyorum: Müslümanlar bir araya gelmediği sürece bu acılar ve sıkıntılar devam edecektir. Bu yüzden küçük ayrışmaları büyütmek yerine, 'bir olma' bilinciyle bütünlükçü düşünceler ortaya koymalıyız.' (İLKHA)

Kaynak: İLKHA