HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

“Hukuki adımların gecikmeksizin atılması büyük önem taşımaktadır”

Terör ve şiddet sorunun çözümü için sürecin güçlü bir hukuki zemine kavuşturulması gerektiğine dikkat çeken Ramanlı, “Silahlı yapıların tasfiye edilmesine yönelik iradenin somut yasal düzenlemelerle desteklenmemesi, belirsizliklerin derinleşmesine, kamuoyunda tereddütlerin artmasına ve sürecin yavaşlayarak tıkanmasına yol açabilecektir. Bu nedenle, toplumsal huzur ve emniyetin tesis edilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan hukuki adımların gecikmeksizin atılması büyük önem taşımaktadır.” uyarısında bulundu.

“Teklifin temel amacı, Türkiye’nin barış, güvenlik ve istikrar ortamını kalıcı hale getirmektir”

Türkiye’nin şiddet sarmalından kurtulmasına katkı sunmak amacıyla 3 Haziran’da TBMM’ye bir kanun teklifi sunduklarını hatırlatan Ramanlı, “Kanun teklifi ile silah bıraktığı, şiddeti terk ettiği ve faaliyetlerine son verdiği tespit edilen terör örgütlerinin hukuki statülerinin belirlenmesi; örgütsel yapısını ve eylem kapasitesini kaybeden yapıların ise belirli kriterler çerçevesinde münfesih sayılabilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında, söz konusu örgüt mensuplarının hukuki durumlarına ilişkin ceza ve infaz rejiminde düzenlemeler yapılmakta, şiddet eylemlerinden vazgeçmeyi teşvik eden ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendiren mekanizmalar oluşturulmaktadır. Teklifin temel amacı, terör örgütlerini toplumsal tabanları nezdinde silahlı yöntemlerden uzaklaşmaya zorlayan bir hukuk düzeni tesis etmek, şiddetin yeniden üretilmesini engellemek ve Türkiye’nin barış, güvenlik ve istikrar ortamını kalıcı hale getirmektir.” şeklinde konuştu.

Dicle Elektrik Açıkladı: Karaköprü'de Elektrikler Ne Zaman Kesilecek?
Dicle Elektrik Açıkladı: Karaköprü'de Elektrikler Ne Zaman Kesilecek?
İçeriği Görüntüle

“TBMM’de bulunan tüm grupları ve milletvekillerini kanun teklifimize destek vermeye davet ediyoruz”

Ramanlı, “TBMM’de bulunan tüm grupları ve milletvekillerini kanun teklifimize destek vermeye davet ediyor; gecikmesizin bu sürecin selametle sonuçlanması için katkıda bulunmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Sabit gelirli kesimlerin alım gücü eridi”

Mayıs ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntısının devam ettiğinin bir kez daha ortaya çıktığını belirten Ramanlı, “Yıllık enflasyon yüzde 30’un üzerinde kalmaya devam etmiştir. Yılın ilk beş ayında yüzde 16,61’e ulaşan enflasyon, beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşmiş; başta asgari ücretliler ve emekliler olmak üzere sabit gelirli kesimlerin alım gücünde ciddi bir erimeye yol açmıştır. Bugün emekliler, asgari ücretliler, memurlar ve dar gelirli vatandaşlarımız; kira, gıda, ulaşım ve fatura giderleri gibi temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır. Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 35 bin lirayı, yoksulluk sınırı ise 114 bin lirayı aşmıştır.” dedi.

“Temmuz beklenmeden seyyanen zam yapılmalıdır”

Ramanlı, açıklamasına şöyle devam etti: “Bu vesileyle şu hususu bir kez daha yineliyoruz; asgari ücret, açlık sınırının altında kalmayacak şekilde yılsonu beklenmeden yeniden belirlenmeli; emeklilerimizin yaşadığı mağduriyeti gidermek amacıyla en düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkaracak şekilde emekli maaşlarına seyyanen zam yapılmalıdır. Adil bir ekonomik düzen; emeğin sömürülmediği, alın terinin karşılığının tam olarak verildiği, gelir dağılımında adaletin sağlandığı ve refahın toplumun tüm kesimlerine dengeli bir şekilde ulaştırıldığı bir anlayışla mümkündür.”

“Girdi maliyetlerindeki artışlar göz önüne alındığında hububat fiyatlarının yetersiz kaldığı görülecektir”

Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına da değinen Ramanlı, “Sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğdayın fiyatı, prim hariç ton başına 16 bin 500 lira oldu. Arpa alım fiyatı ise prim hariç ton başına 12 bin 750 lira olarak belirlendi. Geçen yıla göre buğday alım fiyatı yüzde 22,22 artarken arpadaki artış oranı yüzde 15,9’da kaldı. Mayıs 2026 itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 32,61 olarak gerçekleşmiştir. Merkez Bankasının belirlediği yılsonu enflasyon hedefi de önce yüzde 24, ardından yüzde 31’in altında bir oran olarak açıklanmıştır. Diğer taraftan TÜİK’in en son yayınladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ne göre tarımsal girdi fiyatlarındaki artış oranı, Mart 2026 itibarıyla yıllık yüzde 34,26 olarak gerçekleşmiştir. Hububat alım fiyatlarında bütün bu oranların altında kalan bir artış gerçekleşmiştir. Bu durumda girdi maliyetlerindeki artışlar, gerçekleşen enflasyon ve hedef enflasyon oranları göz önüne alındığında açıklanan hububat fiyatlarının ne denli yetersiz kaldığı görülecektir.” diye konuştu.

“Çiftçiyi koruyacak tarımsal destek paketlerinin devreye konulması acil bir ihtiyaçtır”

Ramanlı, “Veriler ve karşılaştırmalı istatistikler, çiftçinin enflasyona ve girdi maliyetlerine ezdirilmesi anlamına gelmektedir. Bu da çiftçilerle birlikte gıda üretiminde kendi kendine yeterlilik ve gıda arz güvenliğinin darbe üstüne darbe yemesi demektir. Temel gıda hammaddesi olan ürünlerde büyük fiyat artışlarının başka sorunlara yol açacağı gerçeği de göz önüne alınarak çiftçiyi enflasyona ve girdi maliyetlerinin fahiş artışına karşı koruyacak şekilde tarımsal destek paketlerinin devreye konulması acil bir ihtiyaçtır. Anayasa’nın 45. Maddesi ve 5488 sayılı Tarım Kanunu, devlete tarımsal üreticiyi destekleme yükümlülüğü yüklemektedir. Tarım Kanunu’na göre tarımsal desteklemeler için millî gelirin en az yüzde 1’inin ayrılması gerekmektedir. Buna rağmen, 2025 yılında yaklaşık 615 milyar lira olması gereken tarımsal destekler, 159 milyar lirada kalmıştır. Bu nedenle, çiftçiyi üretimde tutacak, tarımsal üretimi güçlendirecek ve gıda arz güvenliğini koruyacak destekleme politikalarının hayata geçirilmesi yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda anayasal ve yasal bir zorunluluktur.” şeklinde konuştu.

“Habur sınır yolu hak ettiği değeri görmelidir”

Tarihi İpek Yolu güzergahı üzerinde yer alan ve Şanlıurfa’dan başlayarak Mardin ve Şırnak’ın Silopi ilçesi üzerinden Habur Sınır Kapısı’na ulaşan yaklaşık 365 kilometrelik kara yolunun uzun süredir vatandaşların yoğun şikayetlerine konu olduğuna dikkat çeken Ramanlı, “Özellikle Şanlıurfa ve Mardin’i de kapsayan, Şırnak il sınırına kadar olan bölüm büyük ölçüde deforme olmuş durumdadır. Şırnak il sınırları içinde kısmi bazı çalışmalar yürütülse de bu çalışmalar oldukça yavaş ilerlemekte; ayrıca yeni yapılan bazı kesimlerde dahi çökmeler yaşandığı yönünde şikâyetler bulunmaktadır. Bu yolun deforme olması, araçlar için sadece zaman kaybına neden olmuyor. Aynı zamanda araçların aksamında deformasyon ve arızalara da yol açarak hem doğrudan hem de dolaylı olarak ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu durum, ülke ekonomisi için de zarar demektir. Habur Sınır Yolu, Basra Körfezi’ni Avrupa’ya bağlayan kara yolu güzergâhıdır. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz göz önüne alındığında, bu hattın ne kadar kritik bir öneme sahip olduğu açıkça görülmektedir. Yol medeniyettir, kalkınmadır, gelişimdir. Bu kadar büyük bir öneme sahip olan Habur Sınır Yolu’nun yıllardır göz ardı edilmesinin anlaşılır bir tarafı yoktur. Özellikle ağır tonajlı araçlar tarafından yoğunlukla kullanılan bu yol için derhal yenileme çalışmaları başlatılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ