Gazze Şeridi'nde ateşkesin geleceği ve ABD öncülüğündeki yeni yol haritasının uygulanmasına ilişkin diplomatik temaslar sürerken, siyonist rejimin saldırıları ve hedefli suikastları müzakere sürecinin önündeki en önemli sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan ve 31 Ağustos'ta yayımlanan değerlendirmede, Ağustos 2026 boyunca Gazze'de gerçekleştirilen saldırılar ile ABD'nin yol haritasını ilerletmeye yönelik diplomatik girişimleri arasındaki zamanlamaya dikkat çekildi.
Çalışmanın yazarı İbrahim el-Havacri, saldırılarla diplomatik hareketlilik arasındaki eş zamanlılığın tek başına doğrudan bir nedensellik kanıtlamadığını ancak sahadaki gelişmelerin müzakere süreci açısından yakından izlenmesi gerektiğini belirtti.
Müzakere masasında anlaşmazlık sürüyor
ABD'nin Gazze için hazırladığı 15 maddelik yol haritasında ateşkesin uygulanması, siyonist rejimin çekilmesi, HAMAS'ın silahlarını bırakması ve Gazze'nin bağımsız Filistinli teknokratlardan oluşan bir yapı tarafından yönetilmesi gibi başlıklar bulunuyor.
Ancak taraflar özellikle silahsızlanma ile siyonist rejimin çekilmesinin hangisinin önce gerçekleşeceği konusunda anlaşmazlık yaşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Jared Kushner, 16 Ağustos'ta Mısır'ın El Alameyn kentinde HAMAS'ın siyasi lideri Halil el-Hayye ile görüştü. Görüşmede Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların da yer aldığı bildirildi. Görüşmelerin amacı, yol haritasında öngörülen adımların nasıl uygulanacağı konusunda somut bir çerçeve oluşturmaktı.
Kushner aynı süreçte Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de görüştü. Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının tüm taraflarca uygulanması gerektiği vurgulandı.
Kushner'ın daha sonra siyonist rejimin Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmesi ise taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların giderilemediğini gösterdi. Görüşmelerin ardından özellikle siyonist rejimin Gazze'den çekilmesinin koşulları konusunda uzlaşmazlığın sürdüğü bildirildi.
Diplomasi sürerken saldırılar devam etti
Diplomatik temaslara rağmen Gazze'deki saldırılar sona ermedi.
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi'nin değerlendirmesinde, temmuz sonundan itibaren güvenlik ve askeri yapıyla bağlantılı Filistinlilere yönelik bir dizi saldırıya dikkat çekildi. Bu kapsamda 26 Temmuz'da Deyr el-Belah'ta bir araca düzenlenen saldırıda Vail el-Ledavi ve yardımcısı Ramiz Ebu Zureyk'in şehit olduğu aktarıldı.
Temmuz sonlarında Cibaliye Mülteci Kampı'ndaki polis merkezinin müdürünün bazı polislerle birlikte hedef alınmasının ardından, Kuzey Gazze Polis Müdürlüğü Başkanı Abdunnasır el-Mukaddeme de saldırıda şehit oldu.
19 Ağustos'ta Gazze kentindeki belediyeler polis merkezine düzenlenen saldırıda ise aralarında bir kadın ve çocuğun da bulunduğu 9 Filistinlinin şehit olduğu, yaklaşık 20 kişinin yaralandığı bildirildi.
23 Ağustos'ta da siyonist ordu, Gazze'nin merkezindeki Megazi bölgesinde İsmail Ebu Ful'u hedef aldığını açıkladı. Siyonist ordu, Ebu Ful'u silah üretiminden sorumlu bir HAMAS mensubu olmakla suçladı.
Sahadaki baskı müzakere masasını etkiliyor
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi'nin değerlendirmesine göre saldırıların müzakere süreciyle aynı dönemde yoğunlaşması üç açıdan önem taşıyor.
İlk olarak, diplomatik gündemin öne çıktığı bir dönemde düzenlenen saldırılar, sahadaki gelişmelerin uluslararası kamuoyundaki tartışmasını yeniden şekillendiriyor.
İkinci olarak, Filistin güvenlik ve askeri yapısına yönelik hedefli saldırılar, HAMAS'ın ve Gazze'deki diğer yapıların kadrolarını yeniden düzenlemek zorunda kalmasına neden olarak müzakere sürecindeki hareket alanlarını etkileyebiliyor.
Üçüncü olarak ise suikastların durdurulması, ateşkesin temel bir gereği olmaktan çıkarılıp müzakerelerde pazarlık konusu haline getirilebilecek bir başlığa dönüşme riski taşıyor.
Değerlendirmede, siyonist rejimin saldırıları askeri kapasitenin yeniden oluşturulmasını engelleme gerekçesiyle savunduğu, HAMAS'ın ise hedef alınan bazı kişilerin askeri niteliği bulunmadığını ve polis merkezleri gibi sivil yapıların vurulduğunu belirttiği aktarıldı.
Önümüzdeki dönemde üç ihtimal öne çıkıyor
Değerlendirmeye göre kısa vadede en güçlü ihtimal, suikastların müzakerelerle eş zamanlı devam etmesi.
Silahsızlanma ve çekilmenin sıralaması konusunda anlaşmazlığın sürmesi halinde, görüşmelerin uzaması, kısmi anlaşmalar yapılması ve zaman zaman yeni saldırıların yaşanması mümkün görülüyor.
İkinci ihtimal, ABD'nin siyasi planının sahadaki saldırılar nedeniyle zarar görmeye başladığını değerlendirmesi halinde Washington'ın siyonist rejim üzerindeki baskısını artırması.
En tehlikeli ihtimal ise müzakere sürecinin tamamen çökmesi. Böyle bir durumda saldırıların genişlemesi ve karşılıklı misillemelerin yeniden başlaması, kırılgan ateşkesin tamamen ortadan kalkmasına yol açabilir.
Güç dengesi sahada belirleniyor
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi, saldırıların Kushner'ın Gazze diplomasisi kapsamında yürüttüğü temasların ardından yoğunlaşmasının, ABD ile siyonist rejimin birlikte saldırı kararı aldığı anlamına gelmediğinin altını çiziyor.
Buna karşın gelişmeler, Gazze'nin geleceğine ilişkin iki farklı yaklaşımın karşı karşıya olduğunu gösteriyor: Washington diplomatik bir çerçeve oluşturmaya çalışırken, siyonist rejim sahadaki askeri ve güvenlik araçlarını elinde tutmak istiyor.
Bu nedenle Gazze'deki müzakere sürecinin geleceği yalnızca Kahire ve Washington'daki görüşmelerle değil, sahadaki güç dengesiyle de şekillenecek. Tarafların müzakere masasında elde edeceği konumun, sahada oluşturulan yeni fiili durumdan doğrudan etkilenmesi bekleniyor. (İLKHA)





