Demirbaş 'Mevsim geçişleri, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağışların artması, nem oranındaki değişiklikler, sıcaklıkların değişimi ve vatandaşların kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirmesi, viral enfeksiyonlarda artışa neden olur. Mevsim geçişlerinde havada bu tarz değişimler olurken, vücudumuzda da bazı değişimler meydana gelir. Bağışıklık sistemimizde de buna uyum sağlama süreci gerçekleşir.' dedi.
Bağışıklık sistemi zayıflıyor
Güneş ışığından yeterince faydalanamamanın ve D vitamini eksikliğinin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Demirbaş, şu ifadeleri kullandı:
'Güneşten yeterince faydalanamamak ve D vitamininin vücutta yeterince üretilememesi gibi durumlar bağışıklık sistemimizi zayıflatır. Ayrıca enfeksiyon etkeni virüslerle sürekli temas halinde olmamız da hastalıkların artmasına ve daha kolay bulaşmasına neden olabilir. Bu dönemde en sık görülen belirtilerden biri ateştir.'
En sık görülen belirtiler
Viral enfeksiyonların birçok belirtiyle kendini gösterebildiğini belirten Demirbaş 'Bunun dışında burun akıntısı, burun tıkanıklığı, halsizlik ve yorgunluk görülebilir. Kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı ve hatta bilinç bulanıklığına kadar uzanan çeşitli semptomlar ortaya çıkabilir. İştahsızlık, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler de bu enfeksiyonlara bağlı olarak görülebilir.' şeklinde konuştu.
Boğaz ağrısı ve öksürüğün de yaygın belirtiler arasında yer aldığını ifade eden Demirbaş, grip ile soğuk algınlığı arasındaki farklara da değindi.
Grip ve soğuk algınlığına dikkat
Demirbaş, 'Boğaz ağrısı ve öksürük de bu dönemde viral enfeksiyonların sık görülen belirtilerindendir. Grip ve soğuk algınlığı aslında farklı hastalıklardır. İkisi de viral enfeksiyonlardan kaynaklanır ancak grip, influenza virüsüne bağlı olarak gelişir.' dedi.
Gribin daha ağır seyrettiğini vurgulayan Demirbaş 'Soğuk algınlığı ise genellikle daha hafif ilerler. Çoğunlukla burun akıntısı ve hapşırma gibi belirtilerle seyreder. Ateş görülebilir ancak genellikle düşük olur ya da hiç olmayabilir. Grip ise daha ağır seyreder.' ifadelerini kullandı.
'Ani başlayan yüksek ateş görülebilir. Özellikle kas ve eklem ağrıları eşlik eder. Şiddetli öksürük, boğaz ağrısı ve kişinin günlük yaşamını sürdürmesini zorlaştıran belirtiler ortaya çıkar.' diyen Demirbaş, risk gruplarını da hatırlattı.
Demirbaş 'Özellikle 5 yaş altı çocuklar, 65 yaş üstü bireyler, kronik hastalığı olanlar (şeker, kalp, tansiyon hastaları), bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler ve gebeler bu dönemde risk altındadır.' dedi.
Korunma yolları
Basit önlemlerle hastalıklardan korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Demirbaş, şu tavsiyelerde bulundu:
'Bizi en iyi koruyan önlemlerden biri el yıkamadır. Ellerimizi temiz tutmalıyız. İkincisi, kapalı ortamlarda uzun süre kalmamaya dikkat etmeliyiz. Eğer bulunuyorsak, ortamı sık sık havalandırmalıyız. Çünkü virüsler havada asılı kalabilir ve solunum yoluyla bulaşabilir.'
Uyku ve beslenmenin önemine de değinen Demirbaş 'Uyku düzenimize dikkat etmeliyiz. En az 7-8 saat uyumaya özen göstermeliyiz. Ayrıca yeterli ve dengeli beslenmeliyiz.' dedi.
Beslenme ve egzersiz vurgusu
Mevsiminde tüketilen sebze ve meyvelerin bağışıklığı güçlendirdiğini belirten Demirbaş 'Mevsimine uygun taze sebze ve meyveler tüketmeliyiz. Özellikle portakal gibi C vitamini açısından zengin besinler bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu nedenle bol bol tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebzeler de ihmal edilmemelidir. Örneğin maydanoz, yüksek oranda C vitamini içerir.' ifadelerini kullandı.
'Bu besinleri daha fazla tüketmek bağışıklık sistemimiz ve genel metabolizma sağlığımız açısından faydalıdır.' diyen Demirbaş, düzenli egzersizin de önemine dikkat çekti:
'Bunun yanında düzenli egzersiz yapılmalıdır. Açık havada yapılacak yürüyüşler hem kalp sağlığı hem de bağışıklık sistemi için oldukça faydalıdır. Bu nedenle haftada en az 3 gün, yarım saat yürüyüş önerilir.'
Ne zaman doktora başvurulmalı?
Uzmanlar, bazı durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini belirtiyor. Demirbaş, 'Eğer 3 günden uzun süren yüksek ateş varsa, nefes darlığı yaşanıyorsa, çok şiddetli kas ve eklem ağrıları görülüyorsa, bilinç bulanıklığı, aşırı uyku hali, denge kaybı ve baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, ayrıca mide bulantısı ve kusma nedeniyle sıvı alımı ve beslenme bozulmuşsa mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.' dedi.
Bebekler için de özel uyarılarda bulunan Demirbaş 'Bebeklerde sürekli ağlama, huzursuzluk ve özellikle 6 aydan küçük bebeklerde ateş görülmesi durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.' ifadelerini kullandı. (İLKHA)



