Gazetemizin başyazarı Sadullah Aydın bir ilke imza
attı. Aydın’ın Diyarbakır’ın fethini anlatan 15’inci romanı piyasaya çıktı.
“Surları Aşarken” romanının fetih yıldönümünde okuyucuyla buluşmasından ayrı
bir mutluluk yaşadığını belirten Aydın, romanının içeriği ve yazılış gayesi
hakkında ulusal haber ajansı İLKHA’ya bilgilendirmede bulundu.
Diyarbakır’ın fethinin İslam tarihi ve hatta dünya
tarihi açısından çok büyük öneme sahip olduğuna işaret eden Aydın,
Diyarbakır’ın fethiyle Mezopotamya ve Anadolu kapılarının İslam’a açıldığını,
fetih sonrası bu topraklarda yaşayan halkların hızlı bir şekilde İslam’a kucak
açarak Müslüman olduklarını söyledi.
Bizans İmparatorluğunun yıkılış sürecinin de bu
fetihle başladığını vurgulayan Aydın, Diyarbakır’ın fethinden sonra Kürdistan
ve Anadolu topraklarının birer birer istilacı Haçlıların tahakkümünden
kurtulduğunu, mazlum halkların adalet ve özgürlüğe kavuştuğunu ifade etti.
Fetih hareketlerinin kısa sürede böyle büyük başarılar
elde etmesinin nedeninin İslam ordularının halkların gönüllerini kazanmasından
ötürü olduğuna dikkat çeken Aydın, günümüz Müslümanlarının bu fetihlerden
çıkaracakları çok dersler ve mesajlar olduğunun altını çizdi.
“Eser, İslam askerlerinin Kürdistan’ı, Amed’i,
Mezopotamya’nın fethini anlatıyor”
Fetih yıldönümü olan 27 Mayıs’a günler kala eserinin
piyasaya çıkmasından ötürü ayrıca bir mutluluk yaşadığını belirten Aydın,
“Allah’ın izniyle 15’inci eserim çıktı. Son kitabım ise Amed’in (Diyarbakır)
fethini anlatan ‘Surları Aşarken’ adlı kitaptır. Bu ayın 27’si de Diyarbakır’ın
fetih yıl dönümüdür. Fethe 2 gün kala kitabım piyasaya çıktı. ‘Surları Aşarken’
adlı eserim, Hazreti Ömer zamanında ilk nesil Müslümanların, İslam askerlerinin
Kürdistan’ı, Amed’i, Mezopotamya’nın fethini anlatıyor.” dedi.
“Daha önce Amed’in fethini anlatan herhangi bir romana
rastlamadım”
Roman’ın kendi alanında yazılan bir ilk olduğunu
vurgulayan Aydın, “Daha önce Amed’in fethini anlatan herhangi bir romana
rastlamadım. Bizanslılar o dönem yerli halka, Kürt halkına çok büyük eziyetler,
zulümler ediyorlar. İslam orduları Amed’in kapılarına dayandığı zaman yerli
halk Bizans ordusuna değil İslam ordusuna yardım ediyor. Böylece Diyarbakır’ın
fethi daha kolay oluyor.” diye konuştu.
“Amed’in fethi bir çağın kapanıp yeni bir çağın
açılmasına da vesile oldu”
Romanı okuyacak kişilerin, Diyarbakır’ın fethinden çok
daha geniş bir şekilde bilgi sahibi olacaklarına işaret eden Aydın, şöyle devam
etti:
“Amed’in fethi bence İslam tarihinde meydana gelmiş en
önemli hadiselerden biridir. Çünkü Amed’in fethi ile birlikte Anadolu’nun
kapıları İslam’a açıldı. Ve İslamlaşma süreci bu şekilde başladı. Bence Amed’in
fethi bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılmasına da vesile oldu. O dönemin en
büyük imparatorluklarından olan Bizans İmparatorluğu, Amed’i kaybettikten sonra
bölgemizdeki diğer şehirleri de birer birer kaybetmeye başladı. En son
İstanbul’da sıkışıp kaldı. Daha sonra Osmanlılar zamanında İstanbul’da
Bizanslıların elinden alındı ve Bizans İmparatorluğu tarihe karıştı. Bizans’ın
yıkılış süreci kanaatimce Amed’in fethiyle başladı.”
“Ne yazık ki Amed’in fethi yeterince ilgi görmüyor”
Diyarbakır’ın fethinin, Anadolu topraklarının
İslamlaşma sürecini ciddi anlamda başlatan, Müslümanlara Anadolu’nun kapılarını
açan büyük bir fetih olduğunun altını çizen Aydın, şunları söyledi:
“Ama ne yazık ki Amed’in fethi yeterince ilgi
görmüyor. Müslümanlar, gençlik bu fetih olayını yeterince bilmiyorlar, üzerinde
kafa yormuyorlar. Amed’in fethinden ve bölgemizdeki diğer fetih hareketlerinden
hem tarihsel anlamda hem fikirsel hem de ahlaki anlamda çıkarabileceğimiz çok
dersler ve ibretler var. O yüzden bu fetih hareketini iyi bilmek lazım.”
“Gençliğimiz İslam tarihindeki kahramanların destansı
olaylarını iyi bilmeli”
Müslüman gençliğin İslam tarihini çok iyi bilmesi
gerektiğini belirten Aydın, “Bizler Batılıların romanlarına, sinema filmlerine
bakıyoruz. Çok basit, sıradan, değersiz olayları bile efsaneleştirerek kendi
toplumlarına anlatıyorlar ve onları halklara rol model olarak sunuyorlar.
Hâlbuki biz fetih hareketlerine baktığımız zaman çok az sayıdaki İslam askerleri
kendilerinden belki de onlarca kat daha güçlü orduları kısa bir sürede dize
getirmişler, büyük imparatorlukları yıkmışlar. Büyük kahramanlıklara,
başarılara imza atmışlar. Müslüman halkın, özellikle gençliğin İslam
tarihindeki bu yiğitleri, kahramanları, yaşanan bu destansı olayları bilmesi,
öğrenmesi lazım.” ifadelerini kullandı.
“Roman kendi alanında bir ilk”
Anadolu topraklarının kapılarını Müslümanlara, İslam’a
açan bu büyük fetih hareketinin gençlik tarafından daha iyi bilinmesi için
böyle bir eseri kaleme aldığını kaydeden Aydın, “Eserim 200 sayfaya yakındır.
Akıcı bir üslupla kaleme alınmış. Tamamıyla roman tekniği kullanılmış. Dediğim
gibi kendi alanında bir ilk. Hatta Türkiye’de, dünyada bir ilk. Çünkü şu ana
kadar Diyarbakır’ın fethini anlatan herhangi bir roman yok.” dedi.
“Fetih hareketlerini araştırmamız bize ciddi fayda
sağlayacaktır”
Özellikle Diyarbakır fethinden ve ilk Müslüman neslin
yaptığı fetih hareketlerinden alınacak çok önemli derslerin olduğuna işaret
eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O dönemin Müslümanları halkların gönüllerini
kazanmışlar, kalplerini fethetmişler. Biz bugünün Müslümanları bu anlamda
araştırmamız lazım. O dönemin Müslümanları nasıl olmuş da dilleri, dinleri
farklı yabancı ülkelerdeki halkların kalplerini, gönüllerini kısa bir zaman
içerisinde kazanabilmişler? Bugünün Müslümanlarının en ciddi handikaplarından
biri de bu, halkla aramızda ne yazık ki ciddi sıkıntılar var. Halka istediğimiz
gibi mesajımızı götüremiyoruz. Halkla aramızda kopukluk var. Bu kopukluğun
nedeni ne? Özellikle bu fetih hareketlerini ciddi anlamda araştırıp okuduğumuz
zaman bize ciddi faydası olur diye düşünüyorum.” VEYSİ GÜLTEKİN





