Batman'daki sivil toplum kuruluşları, Aksa Tufanı'nın 3'üncü yılı dolayısıyla 'Kudüs bizimdir, bizim kalacak' temasıyla Gazze'deki katliam ve soykırıma dikkat çekmek amacıyla yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi.
Filistinli konukların da katıldığı yürüyüş, Özel Yaşam Hastanesi önünden başladı.
On binlerce kişinin katıldığı yürüyüşe siyasi parti temsilcileri, alimler, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de yoğun ilgi gösterdi.
Ellerinde Filistin ve tevhit bayrakları ile çeşitli pankartlar taşıyan halk, yürüyüş boyunca sık sık tekbir getirerek siyonist işgal rejimi ve destekçileri aleyhine sloganlar attı.

Gülistan Caddesi'ne kadar devam eden yürüyüş, burada düzenlenen basın açıklamasıyla sürdü.
Etkinlik, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Programda ilk olarak Mardin Artuklu Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi ve Filistin Alimler Birliği Türkiye Şube Başkanı Huzeyfe El Hatip bir konuşma yaptı.
Konuşmasında Gazze'deki direnişe ve Müslümanların sorumluluğuna dikkat çeken Huzeyfe El Hatip, Batman'dan verilen mesajın açık olduğunu belirterek zafer vurgusu yaptı.

Huzeyfe El Hatip
'Zafer İslam'ındır, mücahitlerindir'
Batman'dan tüm zalimlere ve kâfirlere açık bir mesaj verilmesi gerektiğini ifade eden El Hatip, şöyle konuştu:
'Batman'dan tüm zalimlere ve kâfirlere mesajımızı çok net bir şekilde söylüyoruz: Zafer İslam'ındır, mücahitlerindir. Zaferimiz Allah'ın yardımıyla yakındır. Allah Celle Celaluhu, Kur'an-ı Kerim'de vaat ettiği gibi zafer yakındır. Değerli kardeşlerim, düşmanlarımız düşmanlığı en iyi şekilde yapıyorlar. Katlediyorlar, soykırıma devam ediyorlar. Fakat biz Müslümanlar olarak görevimizi yaptığımız anda Allah'ın izniyle Celle Celaluhu zaferi indirecektir. Allah Celle Celaluhu bize de cihat etmeyi nasip etsin inşallah. Ve biz burada toplandığımız gibi Mescid-i Aksa'da da toplanmayı nasip etsin inşallah.'
'Bu kardeşler sizi bekliyor; iki milyarlık ümmeti bekliyor'
Gazze'deki Müslümanların uzun süredir kuşatma altında olduğunu belirten El Hatip, İslam dünyasına destek çağrısında bulundu.
El Hatip, konuşmasının devamında şunları söyledi:
'Diğer mesajı ise tüm Müslümanlara söylemek istiyorum: Kardeşleriniz Gazze'de yıllardan beri kuşatma altındadır. Ona rağmen cihat, direniş ve fedakârlık devam ediyor. Bu kardeşler sizi bekliyor; iki milyarlık ümmeti bekliyor. Lütfen fazla bekletmeyelim. Çünkü vaktimizi kanla ödüyoruz; vaktimiz ucuz değil, kanla ödüyoruz değerli kardeşler.'
'Duaya, desteğe, boykota ve faaliyetlere devam etmeniz'
Gazze'den kendisine iletilen selam ve duayı da Batman halkına aktaran El Hatip, Gazze'deki insanların beklentilerini dile getirdi.
El Hatip, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
'Son olarak, az önce Gazze'den bir kardeşle konuşuyordum, size selamı ve duası var. Ona Batman'ı anlattım; daha önce yaptığınız çalışmaları, yürüyüşleri ve faaliyetleri anlattım. Onların sizden bir ricası var: Duaya, desteğe, boykota ve faaliyetlere devam etmeniz. Zafer gelene kadar, Mescid-i Aksa'da namaz kılana kadar devam.'
Ardından Peygamber Sevdalıları Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Kenan Çaplık, hazırlanan basın açıklamasını okudu.

Kenan Çaplık
'Tarihin yön değiştirdiği ânı haykırmaya geldik'
Çaplık, açıklamasında 7 Ekim'in ortaya çıktığı şartların onlarca yıllık bir sürecin sonucu olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
'Bugün, Batı'nın tüm kurumları ile 'insan hakları' masalının Gazze enkazının altında kalışını, küresel düzenin ilmek ilmek sökülüşünü ve tarihin yön değiştirdiği ânı haykırmaya geldik. Amacımız yalnızca bir tarihi hatırlamak değil; Gazze'de yazılan destansı direnişi, siyonist barbarlığın gerçek yüzünü ve Müslüman dünyasının omuzlarındaki ağır sorumluluğunu hatırlatmaktır. 7 Ekim, sebepsiz bir patlama veya dönemsel bir sınır çatışması değildir. Onlarca yıldır süren sistematik işgale, mülksüzleştirmeye, Mescid-i Aksa'ya yönelik saygısızlıklara ve Gazze'ye uygulanan gayriinsani ambargoya karşı meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışıdır.'
'Filistin davası yeniden küresel siyasetin merkezine oturmuştur'
Aksa Tufanı'nın Filistin meselesini yeniden dünya gündeminin merkezine taşıdığını dile getiren Çaplık, şöyle devam etti:
'Aksa Tufanı; telleri, duvarları, uyduları ve istihbaratıyla insanlığı teslim almaya çalışan küresel kibir kalesinde geri dönülemez bir gedik açmış; dünyanın en gelişmiş askeri sistemlerine sahip olduğu iddia edilen işgalci rejimin, inanç ve kararlılık karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Unutturulmak ve 'normalleşme' anlaşmalarıyla kurban edilmek istenen Filistin davası, bu hamleyle yeniden küresel siyasetin merkezine oturmuştur.'

'Gazze, insanlığın onur kalesi olmaya devam etmiştir'
Çaplık, 7 Ekim sonrasında Gazze'de yaşananların dünya kamuoyuna farklı bir tablo sunduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
'7 Ekim'den bu yana geçen süreçte dünya, gözü dönmüş bir terör örgütünden farksız hareket eden israil rejiminin gerçek yüzüne bir kez daha şahit olmuştur. Her türlü zalimliğin sergilendiği bu vahşet çemberinde iki aykırı tabloya şahit olduk: Bir yanda Batılı güçlerin sınırsız desteğini arkasına alan katil rejimin soykırımı; diğer yanda Gazze halkının eşsiz izzeti. Gazze, topyekûn bir yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmeyerek insanlığın onur kalesi olmaya devam etmiştir. Yıkıntıların arasından yükselen bu dik duruş; dev bütçeli orduların, süslü diplomasi masallarının ve sahte küresel güçlerin meşruiyetini tek celsede silip atmıştır.'
'Gazze artık küresel vicdanın adresi haline gelmiştir'
Gazze'de yaşananların yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını belirten Çaplık 'Siyonist rejim ve hamileri Gazze'ye bombalar yağdırırken aslında adalet fikrini ve uluslararası hukukun son kırıntılarını da yok etmiştir. Gazze artık coğrafi bir nokta olmaktan çıkmış, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir. Batı kentlerinde sokaklara dökülen vicdan sahibi insanlardan üniversiteli gençlere kadar tüm dünya halkları, siyonizmin maskesini düşürmüştür. Katil rejim sanıyor ki askeri gücü onu sonsuza dek koruyacaktır. Oysa halkların vicdanında meşruiyetini yitiren hiçbir yapı ayakta kalamaz. israil bugün tüm insanlığın gözünde, dünyadan tecrit edilmesi gereken hastalıklı bir yapıya veya kesilip atılması gereken bir kangrene dönüşmüştür.' dedi.

'Diplomatik zırhı parçalanan siyonist rejim siyasi yalnızlığa gömülmeye mahkûmdur'
Siyonist rejimin uluslararası alanda giderek yalnızlaştığını vurgulayan Çaplık 'Sokaklarda ve vicdanlarda reddedilen bu işgal rejimi; uluslararası siyasette de tecride mahkûm olmaktadır. Diplomatik zırhı parçalanan siyonist rejim, siyasi yalnızlığın karanlığına gömülmeye mahkûmdur. Nitekim New York'ta düzenlenen BM toplantısında Netanyahu kürsüye çıktığında salonun büyük ölçüde boşalması bunun en açık kanıtlarından biridir.' diye konuştu.
'Gazze tarihin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir'
Gazze'deki insani durumun ağırlaşmaya devam ettiğini belirten Çaplık, şunları söyledi:
'Gazze hâlâ, açlığın ve yıkımın insanlık dışı boyutlara ulaştığı, tarihin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Sözde barışa rağmen bombalar düşmeye devam etmekte, sivil altyapının tamamen kullanılamaz duruma geldiği ve temel yaşam maddelerine erişimin feci şekilde kısıtlandığı Gazze'de, insanı ayakta tutacak un, temiz su ve tıbbi malzemeleri taşıyan yardım tırlarının girişi son derece yetersiz kalmaktadır. Öyle ki bu yardım koridorlarından geçen miktar, halkın hayatta kalma ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılayabilmektedir. Tüm bunlar olurken işgal rejimi ve ABD; Batı Şeria'da, Lübnan'da, Suriye'de ve İran'da yeni işgal alanları için terör eylemlerine devam etmektedir. Müslümanlar ve insanlık eyleme geçmediği takdirde yarın tüm İslam beldelerinde benzer pervasızlığı görmek olasıdır. Bunun olmaması için 7 Ekim 2023'ten beri ifade ettiğimiz taleplerimizi buradan yine dile getirmek istiyoruz.'

'3 yıl önce ne düşünüyorsak bugün de aynı düşüncedeyiz'
Çaplık, bireysel ve toplumsal düzeyde yapılması gerektiğini düşündükleri çalışmaları şöyle sıraladı:
'3 yıl önce ne düşünüyorsak bugün de aynı düşüncedeyiz. Konuşmanın başında ifade ettiğimiz gibi bugün sadece lanetlemek için değil, aynı zamanda hatırlatmak için de bir araya geldik. Peki neyi hatırlatacağız ve ne yapacağız? Birey olarak bu şanlı direnişi anlatıp asrın yiğitlerinin adını her yerde haykıracak, siyonizm ile maddi manevi ilintili olan her şeyi boykot edeceğiz. Toplum olarak da idarecilerimizi harekete geçirmeye devam edeceğiz, umulur ki Rabbim bizi affeder ve Ebu Ubeyde'nin hasımlarından değil, dostlarından oluruz.'
'İdarecilerimizden beklentimiz...'
İdarecilere yönelik beklentilerini de sıralayan Çaplık, ticaret ve diplomatik ilişkilerden uçuşlara, fuarlardan sosyal medya hesaplarına kadar birçok başlıkta taleplerini şöyle dile getirdi:
'İdarecilerimizden beklentimiz: Devam eden ticaretin tamamen sonlandırılması, akan kan duruncaya dek tüm diplomatik ilişkilerin kesilmesi, katil çifte vatandaşların yargılanması, Mekke İttifakı'nın Gazze'yi ve Filistin'i özgürleştirmesi, yine bu ittifakın İran ve Mısır gibi bölge ülkelerini de kapsayarak bir İslam gücü oluşturması ve tüm beldelerimizi siyonizm ile iş birlikçilerinden koruması, garantörlerin, israil tecavüzleri karşısında hamasi cümlelerle değil, caydırıcı fiili adımlar atması, israile her yönüyle ambargo uygulanması, israile olan tüm uçuşların durdurulması, ülkemizdeki hiçbir fuara siyonist menşeli ürünlerin alınmaması, siyonizmi öven ve İslam dünyasında fitne çıkarmaya çalışan tüm hesapların kapatılması ve gerekli yasal işlemlerin yapılması en temel taleplerimizdir.'

'Gazze'deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana kadar buradayız'
Çaplık, konuşmasının sonunda Gazze'deki direnişin devam edeceğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:
'Siyonist rejim ne kadar yakıp yıkarsa yıksın; toprağı, izzeti ve Mescid-i Aksa için direnen bir halkı asla teslim alamayacaktır. Gazze'deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana kadar, Mescid-i Aksa'nın üzerindeki işgal gölgesi kalkana kadar ve Batı'nın çifte standartlı düzeni yerine, insan onurunu merkeze alan adil bir dünya kurulana kadar buradayız, ayaktayız ve Filistin halkının yanındayız.'
Etkinlik yapılan duanın ardından son buldu. (İLKHA)



