Artan çevre sorunları, iklim değişikliği ve plansız kentleşme, yapı sektöründe sürdürülebilir çözümleri her geçen gün daha önemli hale getiriyor.

Enerji verimliliği, doğal kaynakların korunması ve çevreyle uyumlu şehirleşme anlayışı, geleceğin kentlerini şekillendirecek temel unsurlar arasında gösterilirken, uzmanlar çevre dostu binaların yaygınlaştırılmasının sürdürülebilir şehirlerin inşasında kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.

İnşaat Mühendisi Selman Zengin, konuya ilişkin İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada çevre dostu binaların önemine dikkat çekerek, sürdürülebilir şehirlerin ancak doğru planlama, çevre bilinci ve insan odaklı bir anlayışla inşa edilebileceğini söyledi.

Zengin, belediyelerden müteahhitlere kadar herkesin çevre konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

İnşaat Mühendisi Selman Zengin

Selman Zengin, modern dünyanın en önemli sorunlarından birinin insan ile çevre arasındaki bağın zayıflaması olduğunu belirterek 'Modern zamanın en büyük problemlerinden biri insan-çevre ilişkisidir. Bir taraftan doğadan hızla kopan insan, diğer taraftan umarsızca ve büyük bir hızla tüketilen bir çevre gerçeği var. Maalesef bu durum bizi yoğun bir şekilde bir felakete sürüklüyor. Elbette bunun önüne geçmek için ülkeler, birlikler ve sivil toplum kuruluşları çeşitli çalışmalar yapıyor ya da yaptıklarını ifade ediyorlar. Ancak burada büyük bir çelişki söz konusu: Bir taraftan çevre için çığlık atanlar, öte taraftan binlerce atom bombasına denk bombaların atıldığı savaşlara ne yazık ki 'hayır' diyemiyorlar. Bu durum onlar için tam bir tezat oluşturuyor.' dedi.

'Mühendislere, mimarlara ve müteahhitlere çok büyük iş düşüyor'

Çevre-insan ilişkisinde yapı sektörünün kritik bir rol üstlendiğini ifade eden Zengin 'Bu çevre-insan ilişkisinde mühendislere, mimarlara ve müteahhitlere çok büyük iş düşüyor. Çünkü bizler, modern zamanın dayattığı apartman tipini çevreye daha uyumlu, daha duyarlı bir yapıya dönüştürmek zorundayız.'

'Her bağımsız bölüm için bir ağaç dikilmesi zorunlu hale getirilebilir'

Yerel yönetimlerin de çevre dostu şehirleşme konusunda önemli sorumlulukları bulunduğunu belirten Zengin, belediyelere şu somut öneride bulundu:

'Ülkemiz özelinde konuşacak olursak, bu süreçte yerel belediyelere de önemli görevler düşüyor. Bu konuda çok basit bir tavsiyem olabilir: Belediyeler, her bir konut inşaatı için bağımsız bölüm sayısı kadar ağaç dikilmesini ve bakımının üstlenilmesini o bölgenin müteahhidine zorunlu kılabilir. Bu süreç yapı denetim sistemi üzerinden yürütülebilir. Bu gibi basit yöntemlerle ve küçük adımlarla mevcut binalarımız ve yapı yönetmeliğimiz, çevre dostu bina konseptine uyarlanabilir.'

Batman'da iki grup arasında kavga: 1 yaralı
Batman'da iki grup arasında kavga: 1 yaralı
İçeriği Görüntüle

'Çevre dostu binalar bütüncül bir anlayışla birçok avantaj sunar'

Çevre dostu yapıların yalnızca enerji tasarrufundan ibaret olmadığını vurgulayan Zengin 'Çevre dostu binaların tek bir özelliği yoktur; bu yapılar bütüncül bir anlayışla birden fazla avantajı bir arada sunar: Çevre dostu binalar tasarrufludur; ısıtma ve soğutma giderleri düşüktür. Dolayısıyla bu giderler için harcanacak enerjiden büyük oranda tasarruf edilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı binalardır. Bu sayede fosil yakıtların ve arzı kısıtlı kaynakların tüketimi sınırlandırılır. Yağmur suyu depolama sistemleri ve gri su dönüşümü, lavabo ve duşlardan gelen suyun arıtılarak yeniden kullanılması sayesinde ciddi su tasarrufu sağlanır. Ayrıca binalarda enerji tasarruflu armatürler tercih edilir.' diye konuştu.

'Yeşil çatılar ve doğru planlama enerji ihtiyacını azaltır'

Çevre dostu yapıların yeşil alanlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Zengin, şöyle devam etti:

'Bina ve çevresi yeşil alanlarla donatılır. Çevre dostu bir binanın çatısı yeşil çatıdır; dikey peyzaj uygulamaları, kendi içinde peyzaj alanları ve ağaçlandırmaları mevcuttur. Böylece bu binalar, tükettiklerinden daha fazla oksijen üretirler. Yapım aşamasında demirinden betonuna, yalıtım malzemelerinden diğer tüm kalemlere kadar karbon salınımı düşük, karbon emisyonu avantajlı çevre dostu malzemeler tercih edilir. Günlük yaşamımızda mekanları aydınlatmak ve havalandırmak için yoğun bir enerji harcıyoruz. Çevre dostu binalar bu enerji ihtiyacını minimize eder. Bu durum biraz da imar planıyla ilgilidir. İmar planında yeterli genişlikte alanlar bırakılıp az sayıda bina doğru konumlandırıldığında, yapılar doğal aydınlatma ve havalandırmadan maksimum düzeyde yararlanabilir.'

'Mevcut dairelerde de basit ama etkili önlemler alınabilir'

Yeni yapılacak çevre dostu binaların önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlayacağını belirten Zengin 'Sıfırdan çevre dostu bir bina inşa ettiğimizde zaten enerji tasarrufunu büyük oranda sağlamış oluyoruz. Ancak bugün oturduğumuz mevcut daireler için de alabileceğimiz basit ama etkili önlemler var.' ifadelerini kullandı.

'İnsanların kaygısı sadece para olduğu sürece çevre dostu yaşamdan uzak kalacağız'

Çevre dostu yapıların önündeki en önemli engellerden birinin ekonomik rekabet anlayışı olduğunu dile getiren Zengin, şunları söyledi:

'Elbette hepimiz çevre dostu yapılarda ikamet etmek istiyoruz. Fakat bu durumun sosyolojik ve ekonomik altyapıları var. Yaklaşık 150 yıldır kapitalist sistemin dayattığı rekabetçi bir piyasada yaşıyoruz. İnsanlar bir ürün ortaya koyarken fiyatta rekabet etmek durumunda kalıyor ve maliyeti düşürmeye çalışıyorlar. Bu durum konutta da ekmekte de marketten aldığımız basit bir çikolatada da böyledir. İnsanların kaygısı doğa ve çevre değil de sadece para olduğu müddetçe, çevre dostu bir yaşamdan her zaman uzak kalacağız. Dolayısıyla müteahhitler piyasada fiyatla rekabet ettikleri için bu konuda gerekli hassasiyeti gösteremiyorlar. Önceliğimiz sadece para kazanmak değil; doğa ve çevreyle birlikte sürdürülebilir bir şehre kavuşmak olmalıdır.'

'Sürdürülebilir bir şehir, sürdürülebilir bir zihinle mümkündür'

Sürdürülebilir şehirlerin uzun vadeli planlamayla kurulabileceğini vurgulayan Zengin 'Sürdürülebilir bir şehir için öncelikle sürdürülebilir bir zihin dünyası ve altyapı gerekir. Sürdürülebilir bir şehir en başta iyi bir planlamayla mümkündür. Bir şehrin hangi arterlerinin 10, 20 veya 30 yıl sonra açılacağı ve nasıl faaliyete konulacağı en başından planlanmalıdır. Yaşadığımız şehre, Batman'a baktığımızda, neredeyse her 10 yılda bir mahallelerin sosyolojisinin değiştiğine şahit oluyoruz. 10 yıl sonra bir mahalledeki yapılar eskiyebiliyor, sosyokültürel yapı tamamen farklılaşabiliyor. Bunun önüne geçmek için şehri en baştan güçlü bir planlamayla dizayn etmek durumundayız.' dedi.

'Şehirlerimizin hafızasını da kaybediyoruz'

Türkiye'de binaların kısa ömürlü olmasının şehir hafızasını da olumsuz etkilediğini belirten Zengin, Avrupa'daki uzun ömürlü yapı anlayışına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

'Birçok değerimizden koptuğumuz gibi şehir kültürümüzden de koptuk. Bugün Avrupa'ya baktığımızda 200-300 yıllık konutların hâlâ aktif olarak kullanılabildiğini görüyoruz. Ancak kendi şehrimize ve çevre illere baktığımızda, her 20-30 yılda bir binaların yıkılıp yerinde dönüşüm veya kentsel dönüşüm süreçlerine girdiğini, şehirlerimizin bir şantiyeye dönüştüğünü görüyoruz. Bu durum sadece binaları yıkmıyor; bir milletin, bir şehrin hafızasını da yok ediyor. Özetle; sürdürülebilir bir şehir ancak sürdürülebilir bir zihinle mümkündür. Bu da şehir plancılarının ve yöneticilerinin, bir şehrin sonraki 100 yılını, hatta bin yılını öngörerek plan yapmasıyla sağlanabilir.' (İLKHA)

Kaynak: İLKHA