Söğüt yaptığı açıklamada, “HAK-İŞ olarak onurlu tarihimizde
olduğu gibi bugün de darbe, muhtıra ve başka kılıflara bürünmüş antidemokratik
müdahaleleri reddediyoruz. Bu tür yollara tevessül edenleri şiddetle kınıyoruz.
28 Şubat, Türk demokrasi tarihine bu ülkenin gerçek sahiplerinin tasfiye
edilmeye çalışıldığı bir süreç olarak kara bir leke olarak geçmiştir. İnsan
onuru ve haysiyetinin ayaklar altına alındığı bir süreç bütün dünyanın gözleri
önünde yaşanmıştır. Başörtülerinden dolayı üniversite kampüslerine alınmayan,
coplanan, yerlerde sürüklenen, ikna odalarına alınan kız öğrencilerin, kendi
ülkelerinde eğitim hakkı ellerinden alınmıştır. Kadınların başörtülerinden dolayı
kamuda çalışma hakkı ellerinden alınmış, ehliyet ve pasaport dahi
verilmemiştir.” Dedi.
Söğüt açıklamasının devamında, “28 Şubat “postmodern”
darbesinin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra da olsa sorumluların
yargılanması, Türkiye demokrasi tarihi ve darbelerle hesaplaşma açısından
önemli bir girişim olmuştur. Ancak yaşanan bunca insan hakkı ihlalleri, bunca
acı ve gözyaşının hesabının tam olarak sorulamadığı endişesini taşıyoruz. 28
Şubat Post Modern Darbesinin, medya, iş dünyası, sivil Bürokrasi ve yargı
ayağından da hukuk önünde hesap sorulması, 28 Şubat sürecinin tüm boyutlarıyla
hesaplaşılması için hukuki bir gerekliliktir.” Dedi.
Söğüt şu ifadeleri kullandı: “Çünkü dünyanın gözleri önünde
yaşanan ve insanlık onurunu ayaklar altına alan bu utanç verici duruma maalesef
bir kısım sivil toplum örgütleri sessiz kalmış, hatta bu sürecin taşeronluğunu
yapmıştır. Bazı sivil toplum örgütleri yine kendi deyimleriyle oluşturdukları
“Beşli Çete” ile üyeleri olan işverenlere, esnafa ve emekçilere ihanet etmiştir.
O dönemde hükümeti yıkma görevi üstlenen medya örgütlerinden iş dünyasına,
meslek kuruluşlarından işçi örgütlerine, yargı mensuplarından üniversite
mensuplarına ve siyasetçilere kadar süreçte aktif olarak rol alanlar hala
sorgulanmamıştır. Türkiye’de kimsenin darbenin adını ağzına dahi almaması için,
28 Şubat tüm bağlantıları ile açığa çıkarılmalıdır. HAK-İŞ Konfederasyonu,
kurulduğu günden beri yerli ve milli duruşundan taviz vermeden, darbelere,
olağanüstü dönemlere, demokrasiye yönelik bütün müdahalelere karşı
demokrasiden, milli iradeden, haktan, halktan ve özgürlükten yana tavır
almıştır. 28 Şubat sürecinde de milli iradeden yana tavır almış, Türk
demokrasisi ve sendikal hareketinin onurunu kurtarmıştır. HAK-İŞ, 28 Şubat
sürecinde demokrasiden yana göstermiş olduğu tavırdan dolayı ağır bedeller de
ödemiştir. Aynı ağır bedelleri 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi de millet
iradesinden yana tavır aldığı ve duruşundan vazgeçmediği için de ödemiştir.”
Söğüt, “Türkiye’de demokrasinin askıya alındığı bütün süreçler çalışanların ve emekçilerin zarar görmesine neden olmuştur. Bu nedenle nereden gelirse gelsin her türlü darbeye ve başka kılıflara bürünmüş antidemokratik müdahalelere karşı olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. 15 Temmuz Hain darbe girişimine karşı tankların, tüfeklerin ve silahların karşısında göğsünü siper eden kahraman halkımız, bundan sonra da hiçbir darbe girişimine müsaade etmeyecektir.” dedi.