İTTİHADUL ULEMA'nın geleneksel hale getirdiği Alimler Buluşmasının bu yıl 11'ncisi düzenleniyor.

Program, Diyarbakır'ın merkez Yenişehir ilçesinde bulunan Selahaddin Eyyubi Camii Konferans Salonu'nda başladı. İki gün sürecek programda davet çalışmaları, İslam ümmetinin birliği ve davette yeni yöntem ve arayışlar ele alınıyor.

Programın açılış bölümünde Irak Kürdistanı'ndan Karî Sufyan Abdulkadir El Kurdî tarafından Kur'an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Ardından İTTİHADUL ULEMA Genel Başkanı Molla Enver Kılıçaslan, açılış konuşması gerçekleştirdi, daha sonra selamlama konuşmalarına geçildi.

Molla Mustafa Hatemi: 'Şu an fikri saldırılar cephedeki saldırılardan çok daha fazladır'

İran Kürdistanı alimlerinden Molla Mustafa Hatemi, selamlama konuşmasında Kur'an-ı Kerim'de, bütün mezhepler arasındaki birinci kaynak olduğunu belirterek, Kur'an'da, vahdet ve birlik çağrısı yapıldığını hatırlattı.

Hatemi, 'Biz vahdetten bahsediyorsak, stratejik vahdet ve akıl çerçevesinde bir vahdettir. Zira mutlak vahdet, birlik, beraberlik fıtrata aykırıdır. Vahdet belli bir zamana, sınırlı bir mekana veya mezhebe sınırlı bir şey değildir. Hatta sadece İslam'a has bile bir şey değildir. Vahdet, toplumun en küçük çekirdeği olan aileden tut, bütün insanlığa uzanan bir ifadedir.' dedi.

Hatemi, şöyle devam etti:

'Müslümanların şu an vahdetin tatlılığı, zevk ve sefası içerisinde olması gerekirken, tefrikanın, ayrılığın acısını çekiyorlar maalesef. Bölünmeyle karşı karşıyalar, bölünmenin aczini çekiyorlar. Şu an şeytani akımlar ve müstekbirler dünyadaki şeytanlar ve bunların avaneleri Müslümanlara oyunlar kuruyorlar. Bazı Müslümanlar aracılığıyla İslam'a düşmanlık yapıyorlar. Şu an onu çok acı bir şeklini görmekteyiz. İngiliz'in taktiği budur. İngilizler İslam'a, İslam ile savaşmayı teklif etmişlerdi. Dolayısıyla İslam'ı da Müslümanlarla vurmaya çalışıyorlar.

Şu an fikri saldırılar cephedeki saldırılardan çok daha fazladır. Özellikle şu an medya, gelişen yapay zeka maalesef aileyi hedef almaktadır. Aileyi bozmaya çalışmaktadır. Aileyi yerle yeksan etmeye çalışmaktadır.'

Abdurrahim Şen: 'İslam kendi öz yurdunda dahi hükümleri ferman değildir'

Ardından söz alan yazar Abdurrahim Şen, İslam dininin doğuşundan yayılmasına kadar olan sürece dikkat çekerek, 'İslam'ın ilk on yılında bu kadar devasa bir genişlemeyi gerçekleştirmiş olan bir din, İslam'ın ilk nesli bunu nasıl anladıysa bizim de o şekilde anlamamız gerekir. Bu ümmetin öncesi nasıl ıslah olduysa öyle ıslah olacaktır.' dedi.

Şen, '6 Mushaf varken bu ümmetin elinde, imparatorlukların topraklarına hükmediyorlardı. Bugün Müslümanların elinde 6 değil 6 milyar Mushaf var. Çünkü hepimizin evinde birçok Mushaf var. Ama İslam kendi öz yurdunda dahi hükümleri ferman değildir. Bu ümmet paramparçadır. Kudüs'te, Gazze'de kutsallarımız çiğnenirken, Müslümanların kanları heder edilirken, diğer bir başka coğrafyada Doğu Türkistan'da Müslümanlar esaret altında zillet hayatı yaşatılırken, belki daha önemlisi bütün İslam coğrafyasında ümmet-i Muhammed olarak bizler gayri İslami hukuk düzenleri altında, küfrün egemenliği altında yaşatılırken, O zaman meselenin 6 milyar Mushaf, 100 milyonlarca hafız meselesi olmadığını anlamış oluruz. Davet herhangi bir şekilde İslam'a davet değildir. İslamiî hayatı İslam'ın öz yurdunda yeniden başlatmaya davettir.' şeklinde konuştu.

Seyfeddin Mavid: 'Ümmet bir kurt gibi kemiren siyonizme karşı uyanık olmak zorundayız'

TCMB'den Parakolay Elektronik Para'nın faaliyet iznine iptal kararı
TCMB'den Parakolay Elektronik Para'nın faaliyet iznine iptal kararı
İçeriği Görüntüle

Seyfeddin Mavid de selamlama konuşmasında şu an çok büyük meydan okumalarla ve sorunlarla karşı karşıya olduklarını söyledi.

Ümmetin nasıl bir araya gelebileceği sorusunu yönelten Mavid, 'Tarihte bunun örnekleri var. Nice seneler, asırlar boyunca İslam alemi bir medeniyet kurdu ve dünyaya hükmettik. Her türlü yollar tarihte mevcuttur. Dolayısıyla bizler de tarihten güç alarak tarihimizi iyi okuyarak geleceğe ve şu ana yön vermek zorundayız.' dedi.

Mavid, 'İslam alemi ve Arap dünyası olarak birçok ardı arkası kesilmeyen saldırılara, sömürgelere, göçlere maruz kaldık. Şu an toplumumuzda var olan sorunlar çoktur, siyasi olarak sorunlarla karşı karşıyayız, teknolojik olarak ve maalesef sınırlar çizilmiş, aramızda bölünmüşüz. Bu saldırılar sadece belli başlı bir kitleye değil, bütün insanlığa yapılmış; kültüre, dünya kültürüne, İslam kültürüne yapılmış saldırılardır. Dolayısıyla bütün diller, fırkalar, medreseler, içtihatlar, farklı fikirler olarak bir araya gelmek zorundayız. Bu konuda alimlerin sorumluluğu ve müfekkirlerin sorumluluğu aşikardır. Ümmetin çocuklarını bu ateşten korumak zorundalar. Ümmetin cesedine, ümmete zarar veren, onu bir kurt gibi kemiren bu siyonizme karşı uyanık olmak zorundayız.' şeklinde konuştu.

Selamlama konuşmalarının ardından birinci oturum sunumlarına geçildi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA