ABD ile işgal rejiminin 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaş gerilimine ilişkin İLKHA'ya değerlendirmelerde bulunan Akademisyen Ahmet Ceylan, savaşın bölgesel bir nitelik kazandığını belirterek, İran'ın direncine bağlı olarak çatışmaların uzayabileceğini ifade etti.
Ceylan, ABD ile işgal rejiminin İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüştüğünü söyleyerek, özellikle ABD'nin ciddi kayıplar vermesi halinde savaştan çekilme ihtimalinin de gündeme gelebileceğini ifade etti.
Günlük yaklaşık 2 milyar dolar ekonomik kaybın yaşandığını belirten Ceylan, savaş maliyetinin 13'üncü günde 26 milyar dolara ulaşmasının önemli bir yük oluşturduğunu, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması durumunda petrol varil fiyatlarının 200 doların üzerine çıkabileceğini, bu durumdan yakıt üreticisi ülkeler olarak ABD ve Rusya'nın ekonomik açıdan avantaj sağlayabileceğini kaydetti.
Savaşın özellikle Trump için büyük bir risk taşıdığını ifade eden Ceylan, çatışmaların gidişatının ABD'de yapılacak seçimlerde kamuoyunu doğrudan etkileyebileceğini söyledi.
Ceylan, '28 Şubat 2026 Cumartesi günü, adet olduğu üzere borsaların kapandığı saatten sonra Amerika Birleşik Devletleri ile katil israil, İran'a saldırı gerçekleştirdi. Şu ana kadar İran'da bin 700'ün üzerinde ölü maalesef olmuştur. Hayatını kaybedenler arasında İran'ın dini lideri merhum Ali Hamaney, çok üst düzey komutanlar, bölgesel komutanlar ve bürokratlar bulunmaktadır. Özellikle nükleer enerji alanında çalışan bürokratlara yönelik ciddi saldırılar yapıldı. Hatta 14-15 yaşlarında kız öğrencilerin bulunduğu bir okulun vurulması sonucu 175 kız çocuğu şehit edildi. Tahran Belediye Başkanı'nın açıklamasına göre 10 binin üzerinde hedef vurulmuştur. Gerçekten de İran'a maddi anlamda çok büyük bir yıkım gerçekleştirildi. İran'ın askeri kabiliyetinin bulunduğu bölgelerde bütün kışlalar ve askeri tesisler vuruldu. Basına sızdığı kadarıyla nükleer tesisler de vuruldu. Son zamanlarda ise enerji tesislerine saldırılar gerçekleştirilmektedir. Özellikle Tahran'daki petrol rafinerilerinde ciddi yangınlar meydana geldi. Bu konuda rezil Trump'ın bir açıklamasında 'Eğer İran teslim olmazsa İran'ın enerji altyapısını da yok edeceğiz' tarzında ifadeler kullandığı görülmektedir. Sonuç itibarıyla İran maddi anlamda büyük bir yıkım yaşadı, insan kaynağı açısından önemli bazı şahsiyetleri şehit oldu.'
Ceylan, İran'ın saldırılara karşı ciddi anlamda misilleme yaptığını belirterek, 'Buna karşı İran'ın misillemesi öncelikle Körfez ülkelerindeki Amerikan tesislerine ve üslerine saldırı gerçekleştirmek şeklinde oldu. Bu tesislerin bir kısmı İran'a 70-80 kilometre, bir kısmı ise 500-600 kilometre mesafededir ve İran'ın etkili ateş gücü menzilindedir. O günden beri gerek Kuveyt'te gerek Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'da İran, Amerikan tesislerine ciddi saldırılar gerçekleştirmiştir. Bazı iddialara göre Amerika ciddi kayıplar vermiş olsa da Amerika'nın kendi beyanlarına göre sadece 8 asker ölmüş, 10-29 civarında yaralı bulunduğu öne sürülmektedir.' dedi.
'Hem Amerika hem de işgal rejimi israil basına ciddi anlamda sansür uygulamaktadır'
İşgal rejimi ile ABD'nin kayıplarında şeffaf davranmadığını ifade eden Ceylan, çoğu haberlerin sansürlendiğine dikket çekerek, 'Hem Amerika hem de işgal rejimi israil basına ciddi anlamda sansür uygulamaktadır. Bu konuda İran tamamen şeffaf davranırken israilde, dünya çapından gazeteciler ve ajans muhabirleri bulunmasına rağmen sansürlenmeden haber yapamıyorlar. Özellikle askeri veya resmi tesislerin olduğu yerlere hiç yaklaştırılmamakta, uzaktan bile fotoğraf çekilmesine müsaade edilmemektedir. Saldırı esnasında bu tür yerlerde canlı yayın yapmak yasaktır. Peki neye müsaade ediyorlar? İran füzesinin sivil alana düştüğü ve sivillerin mağdur olduğu durumlarda bütün muhabirleri çağırarak 'mağdur edebiyatı' yapmaktadırlar. İşgalci israilin politikası budur; sanki mazlum olan kendisiymiş gibi 'Bana yumruk vuruldu' diyerek her şeyi tersten göstermektedir.' şeklinde belirtti.
'Amerika için ciddi kayıp bir tablo ortaya çıkarsa kamuoyu baskısıyla savaştan çekilecektir'
Ceylan, savaşın seyrinin İran'ın direncine bağlı olduğunu belirterek, 'Savaşın seyri tamamen İran'ın direncine bağlıdır. İran ne kadar uzun süre direnirse savaş da o kadar uzun sürer. Eğer İran, Amerika'nın nükleer uçak gemisine ciddi bir saldırı yapıp batırsa veya ağır hasar verse Amerika çekilmek zorunda kalacaktır. Ya da yüzlerce Amerikan askerinin öldüğü ve bu durumun gizlenemediği bir tablo ortaya çıkarsa kamuoyu baskısıyla Amerika çekilecektir. İşgalci israil ise savaşın tamamen sürmesini ve mümkün olduğunca yayılmasını istemektedir. Çünkü bu sayede karşısında potansiyel tehlike olarak gördüğü İslam ülkelerinin tamamının yıkım yaşamasını hedeflemektedir.' ifadelerini kaydetti.
'Durum böyle devam ederse dünyada petrol fiyatları 200 doların üzerine çıkacak'
Savaşın ekonomik boyutuna da değinen Ceylan, 'Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar gibi ülkelerde saldırılar yapıldığında Amerikan askerlerinin önemli bir kısmı sivil yerlere, özellikle otellere çekilmektedir. İran istihbaratı bu durumun bilgisine ulaşınca onların bulunduğu otelleri ve çevrelerini de hedef almaya başlamıştır. Bu ülkelerde ciddi sayıda Amerikan askeri, savaş uçağı, tanker uçağı ve istihbarat uçakları bulunmaktadır. Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'dan yakıt alarak israil ve Amerikan uçaklarının yakıt ikmali sağlanmaktadır. İran da bu lojistik desteği ortadan kaldırmak için bölge ülkelerindeki petrol tesislerine saldırılar düzenlemeye başlamıştır. İran, Basra Körfezi'ni ve özellikle Hürmüz Boğazı'nı ticarete kapattığını açıkladı. İran 'Benden özel izin alınmadığı sürece bir litre yakıt veya petrolün bile dünyaya satılmasını engellerim' açıklamasında bulundu. Şu ana kadar ciddi sayıda yük gemisi, kargo gemisi ve petrol tankerleri vurulmaya başlandı. Eğer durum böyle devam ederse dünyada petrol fiyatları 200 doların üzerine çıkacak, küresel bir ekonomik kriz meydana gelecektir.' diye konuştu.
'Türkiye'nin savaşa girmemesi ve üslerini Amerika'ya vermemesi ülke lehine doğru bir politikadır'
Ceylan, Türkiye'nin savaş karşısındaki tutumuna ilişkin ise şunları söyledi:
'Burada Türkiye'nin politikasını hem akılcı buluyoruz hem de ülkenin gelecekteki menfaatleri ve güvenliği açısından doğru bir politika olduğunu düşünüyoruz. Savaşa giren hiçbir ülke savaş kazanamaz. İran'ın bütün sanayi tesisleri, askeri tesisleri ve devlet binaları vuruldu. Allah korusun yarın Türkiye'de böyle bir şey olursa Türkiye'nin kendi petrolü olmadığı için İran'dan daha büyük sıkıntı yaşayacağı açıktır. Dolayısıyla Türkiye'nin demeçlerinde İran'ın yanında durmasına rağmen savaşa girmemesi ve üslerini Amerika'ya vermemesi ülke lehine doğru bir politikadır. İnşallah savaş Türkiye'ye, Azerbaycan'a, Suriye'ye, Ürdün'e, Mısır'a ve daha sonra Pakistan'a, Hindistan'a ve Çin'e kadar yayılmaz. Eğer yayılırsa o zaman üçüncü dünya savaşı olacaktır.' (İLKHA)


