ABD yönetimi, İran ekonomisini uluslararası ticaret ve finans sisteminden daha fazla izole etmek amacıyla yaptırımlarını genişletirken, Tahran yıllardır uygulanan baskılara karşı geliştirdiği alternatif ticaret ve ödeme mekanizmalarını kullanmayı sürdürüyor.
ABD Hazine Bakanlığının 'Ekonomik Dışlanmışlık Operasyonu' adıyla duyurduğu yeni yaptırım süreci, yalnızca İran'ı değil, Tahran'la ticaret yapan veya İran'ın finansal işlemlerini kolaylaştıran üçüncü ülkelerdeki şirket ve bankaları da hedef alıyor.
Washington, yaklaşık 60 kişi, kuruluş ve gemiyi petrol ticareti ile nükleer ve füze programlarıyla bağlantıları gerekçesiyle yaptırım kapsamına alırken, İran'ın dijital varlık, altın, teknoloji, havacılık ve deniz taşımacılığı alanlarındaki finans ve ticaret kanallarına da kısıtlama getiriyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington'ın hedefini İran ekonomisini dünyaya bağlayan 'her ekonomik damarı kesmek' şeklinde açıklarken, İran petrolünü satın alan veya Tahran adına para transferi yapan ülke ve şirketlerin de yaptırımlardan muaf olmayacağı mesajını verdi.
Washington yaptırımlarda doları kullanıyor
ABD'nin diğer ülkeleri hukuken İran'la ticareti kesmeye zorlayacak doğrudan bir yetkisi bulunmasa da Washington, dolar ve ABD finans sistemine erişimi kullanarak şirket ve bankalar üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor.
İkincil yaptırımlar kapsamında üçüncü ülkelerdeki kuruluşlar, İran'la ticareti sürdürmek ile ABD piyasasına ve dolar merkezli finans sistemine erişimlerini korumak arasında seçim yapmaya zorlanıyor.
Bu yöntem daha önce de İran'a yönelik yaptırımlarda kullanıldı. ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilerek yaptırımları yeniden uygulamaya başlamasının ardından çok sayıda büyük Avrupa şirketi, ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalma riskinden dolayı İran pazarından çekildi.
Ancak İran'ın yıllar içinde oluşturduğu alternatif ticaret ağı, Washington'ın ekonomik baskısının tamamen sonuç vermesini zorlaştırıyor.
İran'a yönelik baskının en önemli sınavı Çin
ABD'nin İran'ı ekonomik açıdan kuşatma girişiminde en kritik başlıklardan biri Çin'in Tahran'la enerji ticaretini sürdürüp sürdürmeyeceği olacak.
Çin, İran petrolünün en önemli alıcısı konumunda bulunuyor. İran'ın petrol ihracatının önemli bölümünü deniz yoluyla Çin'e gerçekleştirmesi, Pekin'i Washington'ın yaptırım politikasının en önemli sınav noktalarından biri haline getiriyor.
ABD'nin Çinli küçük şirket ve rafinerileri hedef alması mümkün olsa da büyük Çin bankalarına yönelik geniş çaplı yaptırımlar, Washington açısından da ciddi ekonomik ve siyasi maliyetler doğurabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Çin'in İran petrolünü tamamen bırakmak yerine yuan üzerinden ödeme, daha az ABD bağlantısı bulunan bankalar ve aracı şirketler üzerinden ticareti sürdürme seçeneklerini kullanabileceği belirtiliyor.
İran yaptırımlara karşı alternatif ağlar geliştirdi
İran, uzun yıllardır devam eden ABD yaptırımlarının etkisini azaltmak amacıyla alternatif ekonomik kanallar geliştirdi.
Tahran'ın Çin'le petrol ticaretinin yanı sıra yuan üzerinden ödeme, aracı şirketler, alternatif taşımacılık ağları, altın ve dijital varlıklar gibi yöntemlerden yararlandığı belirtiliyor.
Bu ağlar İran'ın küresel finans sistemine tam anlamıyla erişmesini sağlamasa da ülkenin petrol gelirlerini tamamen kaybetmesini ve dış ticaretinin durmasını engelleyen önemli araçlar oluşturuyor.
Çin'in İran'dan petrol alımını sürdürmesi ve yuan üzerinden ödeme kanallarının kullanılması da ABD dolarının yaptırım aracı olarak kullanılmasının etkisini sınırlayan unsurlar arasında gösteriliyor.
ABD'nin ekonomik baskısının sınırları
Washington'ın ekonomik gücü ve doların küresel ticaret ile finans sistemindeki ağırlığı, İran'a yönelik yaptırımların etkisini artırıyor. Ancak yaptırımların kapsamı genişledikçe ABD'nin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve siyasi maliyetler de artıyor.
Özellikle Çin, Rusya, Irak, Türkiye ve Hindistan gibi İran'la ekonomik ilişkileri bulunan ülkelerin tutumu, yaptırımların başarısı açısından belirleyici olacak.
İran'ın petrol ve ticaret gelirlerine erişiminin zorlaştırılması ekonomik baskıyı artırabilirken, Tahran'ın alternatif ödeme ve ticaret kanallarını kullanması Washington'ın İran'ı tamamen ekonomik sistemin dışına itmesini güçleştiriyor.
Bu nedenle ABD'nin yaptırım politikasının İran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırması mümkün olsa da İran'ı tamamen ekonomik olarak tecrit etmesi, başta Çin olmak üzere Tahran'la ticari ilişkilerini sürdüren ülkelerin tutumuna bağlı görünüyor. (İLKHA)





