Türkiye’nin S-400 alımına ilişkin ABD’nin tehditkâr diline işaret edilen açıklamada, "Türkiye'nin S-400 alımına ilişkin ABD Dış İlişkiler Komitesi‘ne bir karar tasarısı sunuldu. Tasarıda; Türkiye'nin almayı planladığı S-400'lerin ABD ve NATO ortaklarının güvenliğinin altını oyduğu, Türkiye’nin İran ve Rusya ile işbirliği yaptığı belirtiliyor. Ayrıca tasarıda, S-400’lerin alımı durumunda Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması çağrısı yapılarak ya Putin ya da NATO’nun tercih edilmesi dayatılmaktadır." denildi.

"DÜŞMANLIK VE BAĞNAZLIĞA RAĞMEN TÜRKİYE’NİN ABD İLE YAKIN İLİŞKİLER İÇİNDE OLMASI YANLIŞ"

Tüm tehditlerine rağmen Türkiye’nin, ABD ve AB’ye yakın ilişkiler içinde olmasının yanlış olduğu belirtilen değerlendirmede, "S-400 gerilimi teknik boyutta ele alınsa da ABD’nin savunma dâhil birçok alanda dünya ülkeleri üzerinde kurduğu hegemonyayı ortaya koyması açısından önemlidir. ABD, NATO ülkelerinin güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle Türkiye’nin savunma politikalarına karşı çıkmaktadır. Aslında ABD, daha teslimiyetçi bir Türkiye istemektedir. Yoksa Türkiye’nin S–400 alımının NATO ülkelerinin güvenliğini tehdit etmekle bir alakası yoktur. ABD bu kadar NATO ülkelerini düşünseydi, Suriye’de Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit eden gruplara silah sevkiyatı yaparak destek vermezdi, çünkü Türkiye de NATO üyesidir. Sadece bu da değil, ABD’nin yanı sıra ortak güvenliği esas alan NATO’nun diğer bileşenleri de, Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini tehdit eden oluşumları müttefik olarak kabul etmiş, teçhizat ve finans desteği sağlamıştır. Ancak bu kadar açık düşmanlık ve bağnazlığa rağmen Türkiye’nin halen ABD ve AB ile yakın ilişkiler içinde olmasını ve kendini onların yanında konumlandırmasını yanlış buluyoruz." ifadelerine yer verildi.

Türkiye’nin kendi konseptine uygun bağımsız bir savunma politikasının olması gerektiğine temas edilen değerlendirmede şöyle devam edildi: "Ortak çalışma grubu, NATO sistemlerine entegre edilmeyeceğine dair garantiye rağmen mesele ‘güvenlik’ üzerinden değerlendirilip, ağır yaptırımlar gündeme getirilmektedir. 2017 yılı incelendiğinde Türkiye’nin, hava savunma ihtiyacını önce NATO içerisinde gidermeye çalıştığı ancak mali açıdan beklentinin karşılanmamış olduğu görülmektedir. NATO üyesi kimi ülkelerin Rus füze savunma sistemi S-200, S-300’leri kullandıkları ortadayken özellikle Türkiye’nin ağır tehditlerle karşı karşıya kalması, siyasi bir sürecin işlendiğini göstermektedir.

"ÜLKE ÜZERİNDEKİ ABD ETKİSİ SONLANDIRILMALIDIR"

Suriye iç savaşıyla birlikte sınır güvenliği tehdit edilen Türkiye’nin NATO üyeliği sorgulanır duruma gelmiş, oluşumun ‘ortak güvenlik’ politikası çökmüştür. Her bağımsız devlet gibi, Türkiye’nin de kendi konseptine uygun bağımsız bir savunma politikası olmalıdır. Bu nedenle; Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimi ve Suriye politikalarında sözde müttefik ülke ABD’nin ve üyesi olduğu NATO’nun rolünü analiz edip yeni bir politika ortaya koymalıdır. Savunma, ekonomik ve siyasal politikalar ülke ve bölgesel menfaat açısından yeniden dizayn edilerek ülke üzerindeki ABD etkisi sonlandırılmalıdır."

AVUSTURYA’DA BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI

İzmir açıklarında 32 düzensiz göçmen yakalandı
İzmir açıklarında 32 düzensiz göçmen yakalandı
İçeriği Görüntüle

Avusturya’da aşırı sağcı hükümetin ilkokullarda başörtüsünü yasaklayan yasa tasarısı meclisten geçtiğine değinilen değerlendirmede, şu görüşlere yer verildi: "Çocukların sözde gelişimi ve uyum sürecine hizmet etmesi amacıyla söz konusu yasağın hayata geçirilmek istendiğinin açıklanması İslam düşmanlığına bir kılıf olmakla birlikte ayrışmaya zemin hazırlamaktadır. Dini sembollere yönelik olan bu yasanın sadece Müslümanları kapsaması amacın entegrasyon değil Müslüman karşıtlığı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Zira Hıristiyanların haç, Yahudilerin Kipa takması yasanın dışında tutulmuştur.

Daha önce de ülkede öğrenci karnelerindeki din hanesine yazılan ‘İslam’ ifadesi çıkarılarak İslam karşıtlığı bir eyleme imza atılmıştı. Ülkedeki aşırı sağcı hükümetin ‘siyasal İslam ile mücadele’ adı altında yürüttüğü ayrıştırıcı politikalar sebebiyle Müslümanlara ve mültecilere yönelik saldırılar artış göstermiştir." MEHMET EMİN URAZ

Muhabir: Editör Gümüş