ZOR İMTİHAN

Article

 

Allah Teala’ya kulluk en ağır imtihanlardan biridir. İslami mücadele, kulluğun en iyi şekilde yerine getirilmesiyle ilgili süreci oluşturduğu için, tabii olarak zorluk ve sıkıntılarla doludur. Dünyayı imtihan alanı olarak tayin eden Allah Teala, insanların içerisinden seçerek lütfuna mazhar kıldığı peygamberlerini büyük sıkıntılarla yüzleştirerek ve ağır imtihanlardan geçirerek birer numune olarak insanlığın önüne çıkardı.

Son yıllarda Müslümanların yaşadığı sıkıntılar, özellikle de İslam ümmetinin maruz kaldığı parçalanmanın yoğunlaşması ve Müslümanlar arasındaki çekişmeler ve kimi yerlerde zuhur eden mezhep savaşları samimi her Müslümanın sinirlerini gerdiği gibi, Allah Teala’nın rahmetinden mahrum kalmayı da beraberinde getirmektedir.

İslami Mücadele alanında faaliyet yürüten Müslümanlar bizzat imtihan sürecini yaşadıklarından, iman, ihlas ve samimiyetlerini ortaya koymak için ağır sorunlara göğüs germek zorundadırlar. İslami mücadele, şeytan ve taraftarlarına karşı doğrudan savaş alanı olduğundan hak düşmanlarının üzerinde en fazla yoğunlaştığı ve engellemek için çabaladığı bir zemindir aynı zamanda.

İslami mücadele alanında çalışma şeytana ve taraftarlarına başkaldırı anlamına geldiğinden bütün namluların oraya yönlendirilmesi şaşırtıcı değildir. Bu sahada çalışan Müslümanlar, güçlü olmak zorundadırlar. Kınayıcının kınamasından çekinmeden, tembellik ve duyarsızlık gibi hastalıklara kapılmadan ve bütün Müslümanları kardeş görerek çalışmalarını sürdürmelidirler. Ayrıca şartlar nasıl olursa olsun en küçük bir ümitsizliğe kapılmadan, İslam düşmanlarının tehditlerine, devasa şov ve gösterilerine aldırmadan hak bilinen yolda yürümek için çabalamalıdırlar.

Müslümanların nihai hedefi cennete gidebilmektir. Büyük bedeller ödenmeden ve sıkıntılara göğüs germeden cenneti kazanmanın imkanı yoktur. Cennet yolunun sıkıntılı ve zorluklarla dolu olduğu bizzat Allah Teala tarafından bildirilmektedir:

“(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.” (Bakara 214)

Düşmanların kâfirler olması İslami mücadelenin tabiatındandır. Bunlara karşı mücadelede sorumluluklar hakkıyla icra edilirse atılan her adım haneye kazanç olarak yazılacaktır. Düşmanlar tarafından gelecek darbelere karşı gerekli mukavemet gösterilirse, maddi olarak zarar görünse de aslında atılan bütün adımlar kazançtır. Zira İslami dava uğruna görülecek zararın karşılığında büyük mükâfat vardır. Mal ve canın zarar görmesi mücadelenin gereğidir.

Allah Teala bunu açıkça zikretmektedir:“Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.” (Tevbe, 111)

Kimi zaman mücadelede kayıplar verilebilir. Bazen de güzel nimetlere ulaşma imkânı bulunabilir. Ancak esas karşılığın ve sonsuz nimetlerin verileceği yer ahirettir. Dünyadaki mücadelede kimi kazançlar elde etseler de kâfirlerin akıbeti kötü olacak ve ateşle karşılık bulacaklardır.

Son yıllarda Müslümanların karşılaştığı bazı olaylar karamsar tablonun oluşmasına neden olmaktadır. Kâfirlere karşı verilmesi gereken mücadelenin Müslümanlara yönlendirilmesi her açıdan kayıplara sebebiyet vermektedir. Bu alanda kimileri bazı kazanımlar elde etseler de Allah Teâla’nın sevmediği, nefret ettiği ve kınadığı bir mücadele türü olup hesabı ağır olacaktır.

Hiçbir Müslüman mezhebinden, meşrebinden, grubundan ve tarikatından dolayı ölümü hak etmez. Zahiri olarak küfür ve şirk içinde bulunmadıkça hiçbir Müslüman küfür ve şirkle nitelendirilemez.

Küfür dünyasının şeytani oyunları neticesinde İslam coğrafyası savaşların merkezi haline getirildi. Kâfirlere sıkılması gereken kurşunlar Müslümanlara sıkılarak büyük zayiata ve her adımı zarar olan kayıplara neden olmaktadır. Bu çirkin manzara Allah Teala’nın yardımını engellediği gibi, İslam düşmanlarının güçlenmesine, Müslümanların boğuşmalarından dolayı kendilerini güvende hissetmelerine yol açmaktadır. Böylece şeytan ve taraftarlarının uzun süredir gördükleri rüyalar ve zihinlerindeki şeytani projeler gerçekleşmekte, uzunca zaman istedikleri halde elde edemedikleri birçok fırsata ulaşmalarına –sebebiyet vermektedir.

“Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz…” (Nisa 92)

Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. (Nisa 93)

 

İslami bilinç ve vicdan sahibi her Müslüman’ın kardeş kavgalarına odun taşımaktan, alevlendirmekten ve körüklemekten kaçınması, bulunduğu her ortamda Müslümanların bu türden çirkin savaşların tarafı olmamaları ve uzak durmaları için çağrıda bulunmaları önemli sorumluluklardandır.

Yazar Hakkında

Toplam

8

Makale

HASAN YILMAZER

Önceki KÜRT DEVLETLERİ
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.