KÜRDİSTAN'DA HAK-BATIL MÜCADELESİ

Article

 

İslam ümmeti üzerine oynanan oyunlar bütün şiddetiyle devam ediyor. Müslümanları asli düşmanları gören Hıristiyanların Haçlı Savaşlarıyla İslam dünyasını İşgali ve Müslümanları etkisiz hale getirme çabaları beklenen sonucu vermedi. Sonraki asırlarda Batının güçlü ülkeleri tarafından yapılan işgaller ve dayatılan sömürgecilikler her ne kadar ümmetin ağır darbeler almasına ve uzunca süre sıkıntılar yaşamasına yol açtıysa da İslami ruhu öldürmeye muvaffak olamadı. Oysa işgal ve sömürü çabaları İslami ruhun öldürülmesi, Müslümanların bir daha varlık göstermemeleri ve güç olarak ortaya çıkamamaları içindi.

Osmanlının parçalanmasıyla iktidara gelen Kemalist rejim ile İslam’ı yok etme, bu mümkün değilse İslami ruhu öldürme hedefleniyordu, Sadece Türkiye’de değil bütün İslam coğrafyasında benzer yönetimler oluşturuldu. Dinin yerine milliyetçi duygular yerleştirilmeye çalışıldı.

Bütün programlar Müslümanların bir daha ayağa kalkamaması, İslami ruhun ölmesi ve Müslümanların birbirleriyle uğraşarak enerjilerini tüketmeleri üzerine koordine ediliyordu. Pakistan’da Kadiyanilik, İran’da Bahailik gibi İslam coğrafyasının kimi bölgelerinde inhirafi gruplar oluşturuldu. Türkiye’de ise Müslümanları şiddetli baskı altına alıp İslam’ı yok etmeyi tasarladılar. Kimi zaman peygamberlik iddiasında bulunan bazı şahıslar ileri sürüldüyse de halk tarafından beklenen destek gelmedi. Ancak Kemalist rejimin dine karşı amansız mücadelesi zamanla etkisini gösterdi ve İslami hayatın önemli ölçüde yok olmasına neden olabildi.

Kemalist rejim Kürd halkını hem Müslüman olmasından ve hem de Kürd olmasından dolayı ağır zulümlere maruz bıraktı.Bir kurtarıcıya ihtiyaç duyacak kıvama getirdi. PKK’yi kurtarıcı olarak ileri sürüp büyüttüler. Kürd halkının kurtarıcısı olarak benimsetmeye çalıştılar.

12 Eylül’den hemen önce Öcalan’ın Suriye’ye götürülmesi, Türkiye’nin tehditlerine rağmen yıllarca Suriye’de barındırılması, Irak Kürdistan’ını Saddam’ın saldırılarından kurtarmak için kurulan ABD’nin Çekiç Gücünün PKK’ye açıktan yardımlarda bulunması, Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin sürekli PKK’nin arkasında olması, Kobani’de ABD’nin büyük yardımları, HDP’lilerin son yıllarda sık sık ABD’de ağırlanmaları, ABD büyükelçi ve konsoloslarının HDP yöneticilerini sık sık ziyaretleri bu desteğin görünen çehresini yansıtır.

İslam’ın bir daha ayağa kalkmaması Batının temel felsefesini oluşturur. Marksist bir hareket olan PKK’nin Kürdistan’da İslam dışı bir hayatı tabii hale getirmede oynadığı başat rol Batının iştahını kabartmaktadır. Kürd halkını milliyetçi kulvara çekip İslam’dan uzaklaşmasını sağlama ve İslami hayatı yok etme projesini başarıyla uyguladığından Batı için PKK ve uzantıları büyük öneme sahiptirler. Dinsizleştirme projesini başarıyla uyguladıklarından elbette desteği hak etmektedirler.

7 Haziran seçimlerinden önce ABD’yi ziyaret eden HDP eş başkanı Demirtaş’ın, ABD yetkilileriyle gerçekleştirdiği özel toplantılardan sonra barajı aşmalarının sorun olmayacağını, yüzde on barajını rahatlıkla aşacaklarını söylemesi aldıkları desteğin göstergesiydi. Nitekim öyle de oldu. Yıllarca PKK’ye düşmanlık yapan Fetullah Gülen grubunun birden bire yön değiştirdiği ve HDP desteklemeye başladığı görüldü. CHP’lilerden Aydın Doğan’a, ulusalcılardan Türk soluna, liberallerden kimi Kürd İslamcılara kadar herkes HDP destekçisi oluverdi. Karar verilmişti. HDP’nin desteklenmesi ve güçlü şekilde barajı aşması gerekiyordu.

Büyük çoğunluğu Yahudilerin kontrolünde bulunan ABD ve Avrupa basını Erdoğan ve çevresi aleyhinde yoğun kampanyalar başlatırken HDP’yi övücü ve destekleyici haber ve makaleler gazete sayfalarını ve televizyon ekranlarını dolduruyordu. Aynı şekilde içteki basının da önemli bir kısmı bu kampanya doğrultusunda yoğun bir yayın gerçekleştirdi. Özellikle sosyal medyada PKK/HDP’yi şirin ve barışçı gösteren yazılar başdöndürücü şekilde çoğaldı. Bu yoğun çalışma neticesinde oyları yüzde 6 civarında bulunan HDP’nin oyları birdenbire yüzde 13’e çıkarıldı. Bugün de aynı oyun oynanıyor. Söylentilere bakılırsa HDP’nin oylarının yüzde 15’e çıkarılmasının hedeflendiği görülüyor.

HDP’yi destekleyenlerin solcusu, ulusalcısı, liberalisti birbirine benziyor. Ortak noktaları dini bir yönlerinin olmaması. Hatta bir kısmı dine düşmanlığını açıktan yürütmekten çekinmiyor. Aynı şebekenin ortaklarından Fetullahçılara gelince, anlaşılan emrin ABD’den gelmesi yetiyor. Zaten hedefe götürecek bütün araçlar meşru kabul edildiğinden düşman kabul edilenler birden bire dost olabiliyorlar.

Bütün bunları anlamak kolay da İslamcı olduklarını iddia edenlerin sıkılmadan ve yüzleri kızarmadan İslam düşmanı bu koalisyonda yer almalarını anlamak zor. PKK’yi Kürd halkının kurtarıcısı olarak görmeleri, bu kesimden kendilerine göz kırpıldığında bunu büyük bir gurur saymaları savrulmadan başkasıyla ifade edilemez.

 

Müslümanları etkisiz hale getirme ve İslami ruhu öldürme çabaları hiçbir zaman sona ermedi. Bugün yaşadıklarımız bunun yeni bir versiyonudur. İslam düşmanlarının bütün gayret ve çabalarına rağmen Müslümanlar her zaman ayağa kalkmayı başarmışlar. En önemlisi ise onların hiçbir plan, proje ve silahının İslami ruhu öldürmeye güç yetirememesi. Kürdistan’da halkı cezp ederek İslam düşmanlarını destekletmeye ikna etseler ve Kürd halkının oylarını alsalar da İslami ruhu öldüremeyecekler. Müslümanlar büyük bir gayretle çalışacak, her zamanki gibi oyunlarını bozacaklar. Hakkın karşısında batılın tutunma imkânı olmayacak.

Yazar Hakkında

Toplam

9

Makale

NEVVAB YILDIZ

Önceki Anne! Sen Çok Azizsin!
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.