DAVETÇİ OLMAK

Article

 

Davetçiyi diğer insanlardan ayıran en büyük özellik, insanları Allah’a davet etmesidir . Bu, Allah’a davetin sadece ona mahsus bir özellik olduğunu anlamına gelmez. Çünkü Allah’a davet işi, gücü nispetinde toplumdaki her bireyin bir görevidir. 
Allah katında en güzel sözler, Allah’a davet edilirken söylenen sözlerdir. Bu gerçek, şu ayette açık bir şekilde ifade edilmektedir: “Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?”  
Kurtubi bu ayeti tefsir ederken şunu söyler: “Bu ayetin anlamı, hangi söz bu Kuran’dan daha güzeldir? Allah’a ve O’na itaate davet edenden daha güzel sözlü kim vardır?”İbn Sirin, es-Suddi, İbn Zeyd ve Hasan Basri ise, “ayette sözü edilen kişi Hz. Peygamberdir” demişlerdir. Hasan Basri, bu ayeti okuduğu zaman şöyle derdi: “Bu kişi, Allah’ın sevgili kulu, özel dostu, en seçkin ve en üstün kulu Hz. Peygamber dir. Allah’a yemin olsun ki, Allah’ın yeryüzünde en çok sevdiği insan odur. Allah, onun duasını ve davetini kabul etmiş, o da insanları buna davet etmiştir.” 
Hz. Aişe, İkrime, Kays b. Ebi Hazim ve Mücahit, bu ayetin müezzinler hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. İbn Arabi, ilk görüşün doğru olduğunu, çünkü ezanın Medine’de meşru kılındığını, bu ayetin ise Mekke’de nazil olduğunu; ancak ikinci görüşün anlam olarak doğru olabileceğini söyler. Hasan Basri bu ayetin âmm / genel olduğunu, dolayısı ile Allah’a davet eden her kesin güzel sözlü olduğunu söyler. Es-Sadi bu ayeti tefsir ederken şunları söyler: Ayette geçen soru, tekrarlan an olumsuzlu k anlamındadır. Yani, hiç kimse Allah’a davet edenden daha güzel sözlü olamaz. Buradaki söz sözcüğü, cümleler topluluğu olarak bilinen anlamda olabileceği gibi, takip edilen yol ve uyulan metot anlamında da olabilir. Davetçi, inanmayanları İslam’a davet ederken, gaflette olan müminlere öğüt verirken ve batıl düşünceleri savunanlarla tartışırken mutlaka güzel bir üslup kullanmalı ve onların nefretini kazanacak üsluplardan kesinlikle kaçınmalıdır. İnsanlara, Allah’a ibadet etmeyi emrederken, elinden geldiğince onları ibadete teşvik ederken, onları Allah’ın yasaklarını işlemekten men ederken tatlı dil ve tavsiye edici bir dil kullanmalı, yasakları işlemeyi terk etmelerin i sağlayacak yollar ve metotlar geliştirmelidir. İnsanları gerçek İslam’a çağırırken onları küfür ve şirkten kurtarma amacında olmalı, başka hiçbir gizli amacı olmamalıdır. Kısaca davetçi, iyiliği emrederken de kötülükten men ederken de asla nefret ettirici üslup kullanmamalıdır.
Davetçinin böyle sevdirici ve özendirici bir üslupla insanları Allah’a davet etmesi, onların sevgisini kazanmasını sağlar. Davetçi, insanlara daha çok Allah’ın nimetlerinden ve merhametinden bahsetmeli fakat bunun yanında, onları azapla korkutmaktan da geri kalmamalıdır. Çünkü insanları teşvik etmek de tehdit etmek de İslam’ın kullandığı davet üsluplarındandır.
İnsanları davet ederken, konuyla ilgili Allah’ın kitabından ve ilim ve hidayet rehberi resulün sünnetinden alıntılar yapmak gerekir. İnsanları, üstün ahlaki değerlere çağırmak, onları kötülüklere iyilikle cevap vermeye davet etmek, yoksullar a, anne ve babaya, uzak ve yakın akrabaya yardım etmeye teşvik etmek her müminin bir görevidir. Davetçi, çeşitli vesilelerle, mutluluk veya musibet zamanlarında ortama uygun öğütler ve nasihatlerde bulunmalı, insanları her türlü hayra ve güzele teşvik edip onları, her türlü kötülük ve fenalıklardan da sakındırmalıdır. 
Davet, davetçinin vazgeçilmez bir özelliğidir. Davetçinin iki hedef kitlesi vardır. 
1- Müslüman olamayanlar. Davetçi Müslüman olamayan insanları, İslam’a girmeye davet eder.  
2- Müslüman olanlar. Davetçi, Müslüman olan ancak birçok hataları bulunan insanları da davet etmekle yükümlüdür. Davetçinin Müslüman’lara yönelik daveti, onların imanlarını güçlendirecek, İslam’ın emir ve yasaklarına, edep ve ahlakına bağlı kalmalarını sağlayacak çalışmalar yapmasıdır. 
Yukarda zikrettiğimiz ayet, Allah’a davet eden davetçinin özelliklerini belirtmekte, kullanacağı üsluptan, sahip olması gereken edep ve ahlaktan söz etmektedir. Başta Hz. Peygamber e ve ümmetinden her davetçiye davet metodunu ve ilkelerin i açıklamaktadır. Yani Allah bu ayetle, peygamber e ve onun yolunu takip edenlere şöyle demektedir: Ey Muhammed (s.a.v.) ve takipçileri! İnsanları mutlaka bu dine davet etmelisin iz. Bunu en güzel şekilde ve üslupta yapmalısınız. Bu yolda yalnız kalmaya, sıkıntılara ve yolun uzunluğuna sabretmelisiniz. 
Ancak o zaman davet için söylenen sözler, yeryüzünde söylenen en güzel sözler olur; güzel kelimeler in en başında göğe doğru yükselir. Fakat bu sözler, mutlaka onları doğrulayan salih amellerle ve tam bir teslimiyetle birlikte söylenmelidir. İşte o zaman yapılan davet, her türlü şaibeden ve bulanıklıktan uzak net bir davet olur. Davetçiye düşen, bu daveti en güzel şekilde insanlara tebliğ etmektir. 
Böyle bir samimiyet ve içtenlikle yapılan davetten sonra insanların, davetçiden yüz çevirmesi veya onu terbiyesizlikle suçlayıp düşüncelerine saldırmalarının pek önemi yoktur. Davetçi, onların bu tür davranışlarına aynen karşılık vermez; iyilikle karşılık verir. Böylece o, güzel karşılık vermekle derecesi yükselirken diğerleri, davetçiye kötü cevap vermekle dereceler i daha da düşmüştür. 
Allah’a davet, her zaman ve her durumda davetçiye lazımdır. Onun durumu, tıpkı peygamberlerin durumu gibidir. Peygamberler, bir saat bile davetten geri durmayıp, bu görevi hakkıyla yerine getirmek için bütün hayatlarını feda ettiler ve bu uğurda karşılaştıkları sayısız sıkıntı ve musibetlere göğüs gerdiler. Davetçi de, peygamberleri kendine örnek almalı ve bu uğurda karşılaşacağı zorluklar a tahammül etmelidir.
Davetçi, kesintisiz devam eden davet çalışmaları sonunda eğer kendinde bir yavaşlama ve gevşeklik hissederse, azim ve kararlılığının zayıfladığını ve yılgınlıkla karşı karşıya olduğunu bilmelidir. Böyle bir durumda kendisine dönüp nefsini hesaba çekmeli, imanını güçlendiren salih amelleri çok işlemeye ve daha çok Rabbine yalvarmaya özen göstermelidir. Böylece bu yılgınlık ve gevşeklik musibetin den kurtulur; önceki gibi girişken, azimli ve cesur olur. 
Eğer nefis serbest bırakılır ve rahatlığa alışırsa, iş yapmaktan erinir; hareketsi zliğe ve tembelliğe alışır. Böylece yerine çakılıp kalır, hareket etmekten ve çalışmaktan hoşlanmaz, azmi kırılır, kararlılığı zayıflar. Hâlbuki davetçinin, kırılmayan bir azme, zayıflamayan bir kararlılığa, güçlü bir kişiliğe ve fedakârlığa ihtiyacı vardır. Davetçi, bütün bu özelliklere sahip olmalıdır ki, güçlü bir şekilde yaşam savaşına katılabilsin, zorluk ve sıkıntılara karşı direnebilsin. Allah’ın izni ve yardımı ile hoşnut olacağı sonuçlara ulaşabilsin. Davetçi, insanları Allah’ın dinine davet etme yükümlülüğünü yerine getirdikçe mutlu olacak ve davet nedeniyle elde ettiği sevabın üstünlüğünü daha iyi anlayacak tır. Bu, onu daha çok çalışmaya teşvik edecek ve davet konusunda daha duygusal olmasını sağlayacaktır. 
Bu yüzden davetçinin, söylediğimiz bu meseleleri yalnız başına veya aralarında âlimlerin de bulunacağı gruplar arasında müzakere etmeli ve konuyla ilgili kitaplar okuyarak kendisini geliştirmelidir. Özellikle bir ağırlık ve gevşeklik hissettiğinde veya kendisinde bir yavaşlama gördüğünde bu muhasebeyi mutlaka yapmalıdır. Allah bizi davetçiliğin hakkını verenlerden eylesin bize bu zorlu ve engebeli yolda sabrını bir an bile bizden uzak tutmasın.

Yazar Hakkında

Toplam

1

Makale

ŞAHAN EKREM VURGUN

Önceki
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.