YASİN SÜRESİNDE YASİNLER VE 6 EKİM

Article

 

AllahuTeâlâ’nın ayetlerinin mucizevi bir yönü de, ayetlerin her döneme hitap etmesidir. Yani aslında bu ayetler bir ayna konumunda olup, her dönem de, dönemin şartlarına göre ayetin nüzul sebebi, o dönem de vuku bulabiliyor. Biz bölgemizde, son zamanlar da vuku bulan olumsuzlukları ele almak istiyoruz. Böylelikle Kur’an’a ne kadar bağlı olduğumuzu aslında anlayacağız.

Allah Teâlâ’nın iki ayeti üzerinde düşünmek istiyorum. Birinci ayet, fetih süresinin yirmi beşinci ayeti olan şu ayettir;

“Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını menedenlerdir.”

Aslında bu ayet asrı zamanda Hudeybiye’de Kureyşliler, müslümanların Mekke’ye girmelerine engel olmakla hem Mescid-i Haram’ı ziyaret etmelerine, hem de hazırlanan kurbanlarını, Mina’da kesmelerine mani olmalarından dolayı nüzul etmişti.

Tabi tarihler incelendiği zaman, aslında Kurban bayramına doğru vuku bulan bir meseleydi. Yani “o günün 6 Ekim’in de inmiş bir ayettir” denilirse doğrudan pek uzak olmaz. Peki o dönemin 6 Ekim olaylarını yapanlar, ne tür bir icraatta bulundular ki, bu ayet nüzul etti.

Ayetin ilk bölümünde “onlar inkar ettiler” deniliyor. Yani Allah Teâlâ’nın emrine boyun eğmemeleri, Allah Teâlâ’nın dostlarına karşı zalimce tavırları, aslında inkârcılıklarını göstermektedir. Zira bizim bölge de de Allah Teâlâ’nın bir emri olan başörtüye savaş açmaları, Kur’an’ı kerimi yakmaları, camileri kundaklamaları, aslında bu vasıfla vasıflanmaktan çok uzak değildir.“Allahın mescitlerinde onun adının anılmasına engel olan ve mescitlerin kundaklanmasına çalışandan daha zalim kim olabilir?” bakara 114

Yine ayetin ikinci bölümüne baktığımız da o dönemin 6 Ekim failleri için şöyle denilmektedir; “Mescid-i Haram'ın ziyaretine engel olurlar”

İşte bu dönemin 6 Ekim failleri de, aslında bir süreliğine, insanların camilere gitmelerine engel olmuşlardı. Yani Allahın isminin anılmasına engel olmuşlardı. Yine yüzlerce talebenin medreselerini yakmak, camileri kundaklamak sureti ile bu ayetin tecellisi olmaya aday olmuşlardı. Yani gerçekten de bu ayetler incelendiğinde, bu ayetlerin nüzul sebebinin sanki son olayların bir benzeri olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yine ayetin üçüncü bölümünde “ onlar bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını menedenlerdir.”

Bu son bölüm aslında bu ayetin 6 Ekim için, bir tescil mahiyetindedir. Zira hatırlanacak olursa, bu zihniyet, her zaman dini argümanlara savaş açmıştır. Hayvan haklarının savunucuları olmamalarına rağmen, Allah Teâla için kesilmiş olan kurbanlıkların, dağıtımına engel olmuşlardır. Bu kurbanlar, kesilmiş ve bu zihniyetin engeli neticesinde dağıtılmamıştı. Günlerce umut der gibi, hayır bankalarının deposunda sahipleri ile buluşmaktan mahrum bırakılmıştı. Çünkü dağıtan insanlar, kurban edilmişlerdi “ tıpkı ayeti kerime de belirtildiği gibi; “bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını menetmişlerdi.”

İşte bu ayetleri incelediğimiz de, aslında Kur’an’ın mucizevi yönü ortaya çıkmaktadır. Zira ayetlerde geçen zalimler, geçmişle sınırlı kalmayıp, her dönemde bu ayetlere nüzul sebebi olmayı başarıyorlar.

Bu uğurda şehit olan kardeşlerimizin aileleri  de üzülmesinler. Zira bir davetçi olan Habibi Neccar’ı unutmayalım. O davayı anlatırken, kavmi ona şu tehditte bulunmuştu; “eğer bu davetten vazgeçmezseniz, sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.” Yasin 18

Evet aslında bu ayet Yasin süresinde, Yasinlerimiz adına çok sevindiricidir. Ayetin Yasin süresine tevafuku da bir müjdedir. Zira o dönemin zalimleri şöyle demişlerdi. “eğer bu davetten vazgeçmezseniz, başınızı taşlarla ezeceğiz” gerçekten de bu tabirler ayette bu şekilde geçmektedir. Bu ayet aslında bizi alıp, ta habibi Neccardönemine götürüyor. Ama yakınımız da, habibi Neccar’larolarak ortaya çıkıp, başları taşlarla ezilen Yasinler vardır. Evet o yasinler ki, tıpkı ayetin devamında zalim güruhun dediği gibi sadece “başları taşlanarak da” kalmadılar.

Yasinlerimizin başları ezilerek taşlandı, Yasinlerimizin bedenleri taşlarla ezildikten sonra yakıldı. Ama bizlerden onlara miras kalan bir anlayış kaldı. Antakya döneminin Habibi Neccar’ları, bitmediği gibi, Diyarbakır’ın Habibi Neccarları da bitmedi. Zira yakılma ve taşlanma karşılığında Habibi Neccar’ın karşılaştığı ikram ve misafirperverliğin sahibi kimdi biliyor muyuz?

Biz habibi Neccar’ın karşılaştığı ikramı Onun diliyle öğrenelim; “Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti.”

 

 

Yazar Hakkında

Toplam

21

Makale

M. ALİ ALTUN

Önceki 6-8 EKİMDE NELER OLMUŞTU?
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.