BATMAN’IN KEYFİ NİYE KAÇTI?

Article

 

Kimliğimde “İli: Batman” yazılmış olsa da ben, Dargeçit’te doğup büyüdüm. Çocukluğumda bizim için Batman, mutluluğun şehri gibiydi; çocuk aklımızla Antep’ten küçük bir şehir olduğunu bilirdik. Buna rağmen gelişmişlikte, esnafımızın mühim bir kesiminin gidip mal aldığı için anlata anlata bitiremediği Antep gibi düşünürdük. 

Batman insanını, dindar olduğu kadar müreffeh de görürdük. Mardin’inden, Urfa’sından gelenler de olurdu ama galiba en güleç yüzlüler Batman’dan gelirlerdi. Batman’dan gelen aynı zamanda namazında niyazında olurdu. Her şehirle ilgili zihnimizde bir algı vardı. İsimlerini vermeyeceğim ama kimi şehirler, hilecilik; kimileri adam kayırmak; kimileri sokakta adam çarpmak, kimileri esnafı dolandırmakla zihnimizde yer edinmişti.  Batman ise dindarlığı, dürüstlüğü ve bir o kadar da keyifliliği ile çocuk dünyamızda özgün bir yere sahipti. Özellikle trencilik oynadığımızda lokomotifimizin yönü mutlaka Batman’a bakardı.

Batmanlılar, o günlerde öylesine mutlulardı ki galiba hepimizin hayalinde bir gün Batman’a yerleşmek vardı. İlk gençlik yıllarımızda bu mutluluk algısına biraz da gurur eklendi. Biz, Batmanlıları hep dindar, güler yüzlü, müreffeh ve şehirleri ile bolca övünen kişiler olarak birbirimize anlatır; bir Batmanlı ile ilk karşılaştığımızda onda bu özellikleri mutlaka arardık.

Ne var ki Batman birkaç yıl önce genç kız intiharları ile anıldı. Malumdur ki intihar, bireysel bir vaka değildir; sosyal yapının bireyi mutlu etmemesinin, bireyde sevgisi oluşturacak mekanizmayı kuramamasının veya var olan mekanizmayı sürdürememesinin bir neticesidir genellikle. Teknik bir terimle toplumsal anominin bir sonucudur, biraz daha anlaşılır bir ifadeyle sosyal sistemin bireyi kendisine bağlayan mekanizmasının sigortasının atmasıdır.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Ağustos 2017 “Yaşam Memnuniyeti Araştırmaları” istatistiklerinde de Batman Türkiye’nin en mutsuz 7. kenti görünmektedir. Nisan 2017 istatistiğinde de 9. sıradaydı. Daha öncekilerde de durumu çok parlak değil.

Genç kız intiharları konuşulduğunda merak etmiştim: “Batmanlı genç bir kız niye intihar eder?”

Merakım bu TÜİK istatistikleri ile daha da büyüdü: Ne oldu da Batmanlının keyfi kaçtı?

Öncelikle ifade etmek gerek; sorunun büyük kısmı Batman’la ilgili değil. Birleşmiş Milletlerin 2017 Dünya Mutluluk Raporu’nda ilk 20 sırada hiçbir İslam ülkesi yer bulamamıştır. Türkiye, o raporda tüm dünya ülkeleri arasında 69. sırada görünmektedir.

 Türkiye’nin Ağustos ayı mutluluk raporunda ise en mutsuz on beş şehirden sadece Adana, Doğu ve Güneydoğu’nun dışında yer alıyor. Tunceli ve Diyarbakır, Nisan ve Ağustos raporlarında yer değiştirmiş. Nisan’da Tunceli en mutsuz il görünürken Ağustos’ta onun yerini Diyarbakır almıştır.

Dolayısıyla keyfi kaçan Batman değildir, bütün İslam alemidir, Türkiye’dir ve Türkiye’nin doğusu ile güneydoğusudur.

Ne var ki belki diğer illerin eskiden beri keyfi biraz kaçıktı. Batman’ın yüzü ise sonrada asılmış görünüyor. Kendim de Batman’ı gezdiğimde özellikle genç nesilde bir keyifsizliğe tanıklık ettim. Daha çok kenar semtlerde, sözde modern kıyafetler içindeki orta öğretim çağındaki gençlerin geleneksel kıyafetler içindeki anneanne veya babaanneleri ile yürürken onlara karşı iyi duygular beslemediğine dair bir resim oluştu gözlerimde, bir kuşku kaldı aklımda.

Mutsuzluğun pek çok nedeni sıralanabilir: Gelecek kaygısı, kuşak çatışması, hızlı göçün yol açtığı alışamama hâli…

Ama her şeye rağmen geçmişte biz şükretmeyi bilirdik. Şükretmek, kimilerini zannettiği gibi bizi uyuşuk bir toplum yapmazdı. Aksine dünyanın en başkaldırmayı seven toplumlarından biri iken aynı zamanda pek güler yüzlüydük. En acı günümüzde bile kimi zaman bütün sınırları aşarak fıkralarımız, takılmalarımız eksik olmazdı.

Ne yazık ki yöreyi hedefleyen sosyalist ideolojik çalışmalar, şükretmeyi bilme hâlimize ağır bir darbe indirdi. Bizi maddecileştirdi, mutluluğu maddiyatla ölçen toplumlar arasına yerleştirdi.

Öte yandan Batman, geçiş sürecindeki toplumların karakteristik özelliklerini yansıtıyor gibi: Batman, geçmişten kopmuş değil, yeniye de ulaşmış değildir. Geçmiş ve modern arasında ara yerde duruyor.

Anne ve babaların bir kısmı, çocuklarına kendileri gibi yaşamayı tavsiye ederken onları kendileri gibi yaşayan topluluklara gönderme cesaretinde (!) bulunamıyor. Çocuğuna “İnançlı ol!” diye emrederken inanç yönünden problemi olanları onun önüne kahraman diye koyuyor. Anne-babanın bu çelişkisinin yol açacağı şey, ya uçlara gitmektir ya da korkunç bir bunalım.

Batman’daki anomiyi, diğer bir ifadeyle toplumsal sigortanın atmasını bununla izah etmek mümkün. Ama bu, her şeyi açıklamaz. Tüketim furyasının elit bir yapının yaşam alışkanlığı olmaktan çıkıp geniş bir zemine yayılması ile bireylerin istekleri artıyor. Oysa büyüklerin ekonomik imkânları, bu istekleri karşılamaya yetmiyor. Bu hâl, ailede ister istemez bir çatışma ortamı oluşturuyor. Gençlerin iş bulamaması, iş bulan gençlerin bölgesel koşullar öne sürülerek düşük ücretlerle çalıştırılması ise sorunun diğer bir tarafını oluşturuyor. Bütün bunların dışında bölgenin siyasi durumu da mutsuzluk oluşturma potansiyelini barındırıyor.

Bütün bu sorunlara rağmen mutlu olmak mümkün mü? Evet. Bunun sırrı, Batman’da geçmişte çokça bulunan ayakkabı boyacılarının güler yüzünün ardındaki gönülde saklı. Tevekkül onlarda gelecek kaygısını azaltırken bulamadığıyla mutsuz olmak yerine, bulduğu ile mutlu olmayı seçmek onları daima güler yüzlü ediverirdi. Öyle ki onların güler yüzlülüğü yaşı uygun olanlar hatırlarlar, sandıklarını dükkânlarının önüne koydukları, çaylarını içip kimi zaman öğle yemeklerinde de yanlarında bulundukları büyük esnafı fena kıskandırırdı. Herhalde Batman’da her büyük esnafın “Yahu Ahmet, Mehmet, Hasan…, ben bu koca iş yerimle fena bozuk çalıyorum, sen o sandığınla durmadan gülüyorsun! Adamın asabını daha da bozma! Nedir seni böyle keyiflendiren, merak ediyorum” diye bir anısı vardır.

Ve sözün sonu; İstatistikler hep doğru söylemez. Mutsuzluk da hep menfi değildir. Bütün kaygılılar ve büyük düşünürler mutsuz görünmüşlerdir. Zira mutsuzluk, insanî kaygının ve derin düşünmenin de işaretidir. Batman halkı, hep okumaya, düşünmeye meyyal olmuştur. Büyük iletişim ortamlarında dünyanın bu kadar çivisinin çıktığı bir ortamda kaygısız dertsiz keyiflenmek galiba en çok Batman’a yakışmaz.

 

Umarım, anlattıklarımla Batman’ı üzmemişimdir, zira onları üzmek evde benim de işimi bozar!

Yazar Hakkında

Toplam

1

Makale

ABDULKADİR TURAN

Önceki
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.