YENİ BİR EZHERE DOĞRU MU?

Article

 

 Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez, Türkiye’de alışılmışın dışında bir bürokrat olarak görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştı. Hatta şunu da söyleyebilirim; görev yaptığı zaman içinde önüne çıkarılmaya çalışılan tüm engelleri sabır ve hoşgörü ile aşmaya çalıştı ve kanımca her kesimden takdir gördü. Ancak son günlerde görevi bırakacağına dair söylentiler ortaya atılınca, belki de kendileri daha erkene çekerek görevi bırakma sürecine girdi. Kendilerinin değimi ile, görevler gelip geçicidir, asıl olan üstlenilen görevi yerine getirerek bunu başkasına devredebilmektir.

Eğer Sayın Görmez’in dediklerini doğru anladıysam, Ülkemizde Ezher benzeri bir üniversitenin kurulması için kendisine görev verilmesini isteyecek, ya da kendisi bu konu ile görevlendirilecek. Şayet böyle bir durum gerçek olursa, bu Türkiye için büyük bir fırsat olacak ve öze dönüşün önünün açılmasına ön ayak olacak.

 Eğer ülkemizde böyle bir üniversite kurulacak olursa, bu yapı maalesef Ezher’in gerçekleştiremediği İslam Ülkeleri arasındaki İslami Eğitim Birliğini sağlayacak ve tüm İslam ülkeleri için bir dönüm noktası olacaktır.

    Bu üniversitenin çalışma alanı özellikle günümüzde yozlaştırılan İslam’ı tekrar özüne döndürerek, gerçek Kur’an ve Sünnete göre bir dini anlayışı tüm insanlığa sunacak. Ayrıca bu üniversitede görev alacak tüm öğretim elemanları sadece akademik kariyere sahip insanlardan olmayacağı gibi, İslami alanda söz sahibi olmuş, dünyada görüşlerine değer verilen medrese alimlerinden de müderrisler olacaktır. Ayrıca bu üniversitede yetişecek dini bütün kişiler asla sapık ideoloji ve fikirlere meyletmeyen hakiki bir Müslüman kimliği taşıyarak, diğer üniversitelerin İlahiyat fakültelerinde de görev alacaklar. Buradan mezun olmayanlar özellikle ilahiyat fakültelerinde görev alamayacaklar. Böylece özellikle ilahiyat fakültelerinde mütedeyyin ve samimi olmayan akademisyenlerin önü de böylece kapanmış olacak. “Ülkemizde ilahiyat fakültelerinde ders veren öyle akademisyenler oldu ki maalesef, kendileri bile inkarcı, ya da şarlatanvari bir zihniyet taşıyorlardı.”Yani bu üniversiteden mezun olamayan hiçbir akademisyen özellikle ilahiyat fakültelerinde görev alamayacak, hatta ileri de bu durum daha ileri bir seviyeye de ulaşarak özellikle “Dindar Nesli ” yetiştirmekle görevli olan eğitim fakültelerinde yetiştirilecek öğretmenlerin yetiştirilmelerinde de görev almaları sağlanacak.

 Ayrıca şunu da düşünmek mümkün mü diye içimden geçirmeden edemiyorum:

 Sayın Görmez, acaba Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayalini kurduğu üniversiteyi kurmayı mı hayal ediyor

 Bugün, İslam’ı özünden uzaklaştırmaya çalışan o kadar sözde akademisyen ve ilahiyatçı kimliği taşıyanlar var ki sanki bunlar ağız birliği etmiş gibi Peygambersiz bir İslam’ı halka empoze etmeye gayret ediyorlar ve maalesef ekranlarda büyük bir de izleyici kitlesine sahiptirler.

İşte kuruluşunun sözünü etmeye çalıştığım böyle bir “İslami Üniversitenin” varlığı, özellikle halkımızı yanlış yönlendirmeye çalışan, İslam ile Peygamberin arasını açmaya çalışmaya gayret edenlerin varlığına son vereceği gibi, İslam Aleminde var olan tüm dağınıklık ve tefrikaları da ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetleri olacaktır.

Temennim böyle bir üniversitenin ülkemizde kurulması ve başına Sayın Görmez gibi İslami kardeşliği ve ümmetin birliğini benimsemiş bir kişinin gelmesidir.

 

Eğer böyle bir şey gerçekleşirse, o zaman İslam Ümmetinin yeni ilim merkezi yeniden Türkiye olacak ve istenilen o “Dindar Nesli” yetiştirmeye gayret edecek nesli yetiştirecek gerçek ilim sahipleri ortaya çıkacak. İnşaallah bu temennim gerçek olur. Selam ve dua ile.

Yazar Hakkında

Toplam

84

Makale

FEHMİ KAPLAN

Önceki BİRLEŞMİŞ MİLLETLER NE İŞE YARAR?
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.