Terör!

Article

 

Ramazan ayının girmesiyle Türkiye’deki PKK eylemlerinde de ciddi bir artış gözlendi. Bu artışın bulunduğumuz coğrafyadaki hareketlilikten bağımsız olmadığını düşünüyorum. Size bir terör uzmanı olarak değil, toplumun içinde, onun problemleriyle zihni meşgul olan bir vatandaş olarak yazıyorum. Terörü doğuran sebepleri sadece dış etkenlere bağlamak ya da sadece iç etkenlere bağlamak doğru bir karar değildir. Bu iki etkinin birbiriyle münasebeti sonucunda terör olayları ve örgütleri baş göstermektedir.

Özellikle kronikleşmiş ciddi problemleri olan ve uzun yıllar bu problemlerini aşamayan bizim gibi toplumlar sürekli iç çatışmalar, hak arayışları, silahlı mücadeleler ve nihayetinde terör örgütleriyle tanışmaktadırlar. Aslında terör örgütlerini ortaya çıkaran, oluşmalarına zemin hazırlayan toplumdaki, sistemdeki ciddi hak ve adalet aksaklıklarıdır. Temeli bu aksaklıklara dayanmayan hareketlilikler tolumda daha oluşmadan veya kısa bir zaman sonra silinip gitmektedir. Uzun soluklu ve zemin tutturan örgütler ise temellerini hak arama mücadelesine dayandırmaktadır. Aslında burada bir soru gündeme geliyor. Madem bu örgütler hak arama mücadeleleri için teşkilatlanmış bunlara terör örgütü demek yanlış değil mi?

PKK üzerinden bu meseleyi irdeleyelim. PKK Türkiye’de ezilen halkların haklarını korumak için var olduğunu iddia ediyor. Özellikle Kürtlere karşı uzun yıllardır devlet tarafından uygulanan yok sayma, aşağılama, küçük görme ve sindirme fiillerine karşı tepki olarak ortaya çıktığını ifade ediyor. Bu ifadesiyle hem bu eylemlere maruz kalan halk tarafından hem de uluslararası alanda destek görüyor. O zaman PKK ya niçin terör örgütü isimlendirmesi yapılıyor?

PKK bir yandan devletle hak mücadelesi verdiğini iddia ederken aynı zamanda taban tutturmaya çalıştığı toplumda her türlü hak ve hukuku ortadan kaldırıyor. Büyük ölçekte devleti haksızlık yapmakla suçlayarak taraftar ve maddi kaynak sağlarken aynı zamanda kendisi bölgede iç iktidarını sağlamlaştırmak için devletin yaptığıyla kıyaslanamayacak zulümleri uyguluyor. Örneğin kepenk kapatma talimatı verdiğinde uymayanın iş yerini yakıyor. Seçimlere girildiğinde ona yakın isimlere oy verilmediğinde ceza kesiyor veya öldürüyor. Şehir merkezinde bombalı eylem yapıp hedef gözetmeksizin onlarca insanı katlediyor. Toplumun ahlakını, imanını ortadan kaldıracak eylemlere öncülük ediyor. Sonra bunlara itibar etmeyen, katılmayan veya karşı gelen olursa en vahşi şekilde cezalandırıyor. Hain ilan ediyor, ajan ilan ediyor. Bir şekilde o kişi ve kişileri gayri meşrulaştırıp onların canlarını, mallarını, ırzlarını kendilerine helal sayıyorlar. Baktığınızda zulme karşı başkaldırı olarak ortaya çıktığını ilan eden bu örgüt, iktidarını sağlamlaştırdığı, kendini güçlü gördüğü yerde millete kan kusturuyor. Korku salıyor, tehdit ediyor.

İnsanın aklına şu soru geliyor: Eğer bu örgütler zalimse toplum tarafından nasıl destek görüyor? Burada en önemli etken devletin ve halkın baştan beri sağlaması gereken ve insan onuruyla, insan varoluşuyla ilgili bir takım hakların sağlanmamasıdır. Türkiye’de bazıları çıkıp:“daha ne yapalım şunu da verdik bunu da verdik adamlar doymuyor” gibi ifadeler kullansa da asıl olan bu insani hakların doğal olarak var olmasıdır. Can, Dil, din, mezhep, eğitim, kültür vb. doğal hakların birileri tarafından birilerine verilmesi kabul edilemez. Ancak birileri tarafından bunlar gasp edilmişse geri iade edilip özür dilenmesi gerekir. Yoksa “bak başkaları size zırnık koklatmıyordu biz bunları veriyoruz” kibriyle bir hak verme eylemi meşru değildir.

Ayrıca devlet bu tür örgütlerin yaptıkları haksız uygulamaların cezalandırılmasını veya mazlumların korunup gözetilmesi işini belli bir süre erteleyip daha sonra toptan herkesi cezalandırma yoluna gitmemelidir. Bu tür eylemler uzun vadede daha vahim hak ihlallerini gündeme getirecektir.

 

Ezcümle, Türkiye’de herkes huzur istemektedir. Ancak Terörle kazanç elde etmeyi umanlar müstesna. Bir savaş verilecekse hangi safta olduğunu iddia ederse etsin terörle nemalananlara karşı verilmelidir. Terörden yıllardır en çok zarar gören bölge halkıdır. 

Yazar Hakkında

Toplam

23

Makale

Süleyman AKTÜRK

Önceki DÜĞÜN DEĞİL BAYRAM DEĞİL TRUMP SUUDU NEDEN ÖPTÜ?
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.