MEYDANLARIN DİLİ

Article



Siyaset arenasında görünen bazı şahsiyetlerin, siyaseten mahir, toplumun taleplerini ve gidişatını anladıklarını ifade etmek için, Meydanların Dili'nden iyi anladıklarını sık sık dile getirirler. Tabi bunu iddia ederken taraftarlarına moral ve ümit vermeyi amaçlarlar.

Daha bir kaç gün önce yaşadığımız halk oylaması öncesinde de bazı siyasetçiler bu ifadeyi dillendirdiler.

Şurası bir gerçektir ki günümüz dünyasında, politik şuurun geçmişe kıyasla yükseldiği bir dönemde, meydanları anlamamak, çözümlememek büyük bir eksikliktir. Aslında sosyolojiye, sosyal psikolojiye ve sosyo politiğe vakıf olan liderler, alanlardan ve meydanlardan geleceğe ilişkin isabetli neticeler çıkarabilirler. Çıkaramazlarsa siyasi gelecekleri parlak olmayacaktır.

Biraz somuta gelelim. Yaklaşık bir aydır meydanlardan farklı bir ses yükseliyor. Bu ses,aslında halkımızın yabancısı olmadığı bir sestir.Bu halkın tarihinde örnekleri fazlasıyla mevcuttur.Belki de tarihinin sayfalarında şanla şerefle nakşolmuş benzer durumlardan bir tanesidir.

Bu coşku , Dicle'nin, Fırat'ın bahar taşkınları gibi bu halkın bahar coşkusudur. Ancak bu coşkuda Cûdi' nin emniyet ve güven ruhunun izleri gözlemlenmektedir. Bu seda bir kez daha eman ve güvenin sigortası olacaktır.

Evet , bu seda , Peygamber Sevdasının artık meydanlara doğru taşmasıdır. Sevdanın, aşkın, coşkunun bireyselden toplumsala doğru yürüyüşüdür.Sosyal bilimcilerin bunu doğru teşhis etmelerinde büyük faydalar vardır.Bu dönem , bu açıdan yeni bir dönemdir.

Sadece sosyal bilimciler için değil, siyasetçi ve siyaset bilimciler için de yeni bir alandır.

Yerelden başlayarak , Fırat ve Dicle misali , baharın verdiği güçle ülke sınırlarını da  aşarak gezegenin her tarafına etki eden bu sesin duyulması , anlaşılması ve doğru bir şekilde çözümlenmesi gerekmektedir.Stratejik düşünme ve bakış açısıyla , gelecek üzerinde hesabı olanların bu konuya eğilmeleri gerekmektedir.

Peki, ne diyor bu meydanlar?
Bu yeni bir dildir. Bu dilin her şeyden önce , öğrenilmesi , özümsenmesi gerekmektedir.

Yeni dünyanın dili artık budur.Geleceğin şekillenmesinde en önemli unsurdur.

Bu bir değişim ve dönüşüm talebidir. Bu talep , derinlerden gelmekte olup köklüdür.Sağlıklı bir gözlem yapıldığı zaman bu durum fark edilecektir.

Meydanların söyledikleri şüphesiz ki HAK ve ADALET talebidir.Bu kavramlar, kapsayıcı olup , toplumun her durumuna etki etmektedirler.Her zaman ve her mekanda lazım olan temel değerlerdir.
Hak ve adalet toplum için birer terazi görevini görmektedirler.

Ayrıca bu toplumsal talep , haksızlık , adaletsizlik ve fıtrata ters uygulamalara da bir reddiye ve karşı duruştur.Aynı zamanda fıtrata çağrıdır.

Bu doğrultuda değerlendirmeler yapılmazsa , başta topluma hizmet etme iddiası sahipleri olmak üzere istikbal hesapları olanlar kaybedeceklerdir.

Şu hususun da göz ardı edilmemesi gerekir ki , bu halkın , bu coğrafyanın değerlerine ve derinliklerine muhalif her türlü fikrî ve pratik oluşumların yaşama şansı bulunmamaktadır.

Aynı şekilde bu manzaranın bize verdiği şu mesajın da dikkatlerden kaçmaması lazım. Halkın değerlerini önemsemeyen , küçümseyen , adeta şuursuzca sosyal yapıyla oynayanlar ,  geleceğin mutlak mağlupları olacaklarıdır.

Umut edilir ki toplumsal bedele gerek olmaksızın akıl ve feraset galip gelecektir.

Yazar Hakkında

Toplam

1

Makale

TAHA SELÇUK

Önceki
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.